Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“Artık çözüm gerekiyor”

Bu haber 108 kere okunmuş. 11/05/2021

Değerli dostlar, kapanma dönemi de geçiyor, sonuçta bu sayılı günler bitecek ve daha “normal” bir hayata döneceğiz. Tam kapanmayla amaçlanan hedefler tutacak mı sorusunun yanıtını şimdiden bilemiyoruz. Ancak normal bir hayatı vatandaşların ümitle beklediklerini söylemek gerek. Hatırlarsanız, geçen yaz da bir geçiş dönemi olmuş ve hedef “yeni normal” olarak adlandırılmıştı. Fakat hızlı geçiş ve yaşanan özensizlikler sonucunda,  pandemi olumsuz yönde ilerlemişti. Bu kez farklı olmasını bekliyor herkes. Yöneticiler kadar, vatandaşlar da aynı noktadalar. Hem uzun süren pandemi sürecinin insanlar üzerinde yarattığı bunaltıcı baskının ve hem de ekonomik gerçeklerin dikkate alınması gerekiyor. Ekonomik açıdan, yaz turizmi dönemindeki döviz girişi olgusu, ulusal ölçekte büyük bir öneme sahip. Bölgesel ölçekte de, iç turizm ve yazlıkçı nüfus hareketliliği açısından bu dönem çok önemli. İşte bu nedenlerle, yöneticiler 17 Mayıs itibariyle, pandemide makul ve kontrol edilebilir bir seviyeye ulaşmayı çok istiyorlar. Elbette sonucu hep birlikte göreceğiz. Ancak, süreç öngörüldüğü şekilde gelişir ve ay sonu itibariyle turizm hareketliliği başlarsa, Körfez’deki çevre sorunları ne olacak? Yerinde bırakılan pek çok sorun, çıkıp tekrar “biz buradayız” demeyecekler mi? Gelin, bu konuya biraz daha yakından bakalım şimdi.

Körfez’in kirlilik sorunu, bu sezonun da en başta gelen konusu olacak yine. Zira bu sorunu giderecek temel yatırımların hiç biri, halen gerçekleşmedi. Söz var ama icraat henüz yok. Ancak, temel yatırımlar yapılmadıysa da, konuyla ilgili temel yaklaşımlar bir miktar değişti. Hatırlarsanız 2019 yerel seçimlerinden önceki dönemde, kış aylarında deniz kirliliği sorunu unutulmaya terk edilir ve her yaz bölgede nüfus yoğunluğu tekrar artınca yeniden gündeme gelirdi. Vatandaşların, turizmle geçinenlerin, esnafın, denizden ekmeğini çıkartanların bu konuyu dile getirişlerinde de, yöneticilerin yaklaşımında da süreklilik yoktu. Fakat yaz gelip de şikayet dilekçeleri  yağmaya, imza kampanyaları düzenlenmeye, basın açıklamaları yapılmaya başlanınca, işler biraz değişirdi. Yine de çözüm için sergilenmesi gereken ısrarın mevsimsel dalgalanışı, eksik kalışı söz konusu olduğunda; yöneticiler kendi açılarından daha öncelikli işlere yönelirlerdi. Malum para sınırlı, talepler ise sonsuz. Özetle yerel yönetimlerin bu konudaki yaklaşımları aşağı yukarı standarttı. İlçe belediyeleri “deniz o kadar da kirli değil” demek ile “haklısınız ama bu konu bizim sorumluluk alanımızda değil, Büyükşehir bakıyor” demek arasında gidip gelirlerdi. Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşımı ise “yıllardır ihmal edildi Körfez, biz yapmadık ki” savunması ile “İller Bankası’na projemizi sunduk ama bu sene para yok dediler” noktasından ileri gitmezdi. Nitekim, üç sene üst üste bu standart açıklamanın yapıldığına bile şahit olduk Körfez’de.

Fakat 2019’dan sonra öyle bir noktaya geldi ki artık Körfez’deki durum, vatandaşların şikayetleri tavan yaptı. Zira, giderek artan nüfus yoğunluğu ile altyapı yetersizliği yan yana gelince, deniz girilmez hale geldi. Hani “pisliği halının artına süpürmek” deyişi vardır ya, Körfez’de de durumu bu şekilde idare etmenin artık mümkün olamayacağı bir duruma gelindi. Aslında herkes deniz kirliliği sorununun nereden kaynaklandığını da gayet iyi biliyor artık. Birincisi, arıtma tesisleri hem kabiliyet ve hem de kapasite açısından çok yetersizler. Basit “biyolojik arıtmalar” yerine Körfez’e “ileri arıtma tesisleri” yapılması gerekiyor. Bunlar yapılırken, atık suların ve kanalizasyonun hiçbir işlemden geçirilmeden borularla Körfez’e boşaltılmasına ise, bölgedeki hiçbir canlının tahammülü bile yok. Zira böyle bir şey yapmak, can çekişen Körfez’i öldürmek anlamına gelecek. Edremit Körfezi kapalı bir havza, açık deniz değil. Üstelik vaktiyle Erdek ve Bandırma’da yapılan hatalardan da ders çıkartmak gerekiyor. İkincisi, Körfez’e boşalan tüm derelerin birer kirlilik kanalı olmaktan çıkartılması lazım. Bunun yolu ise çöp depolama alanlarının rehabilite edilmesi, yasa dışı sıvı atık deşarjlarının sonlandırılması ve yetersiz kollektör hatlarının yenilenmesinden geçiyor. Bu işler yapılmadan, temizlik adına derelerin dip balçıklarının toplanması ise sadece an’ı kurtarmak oluyor. Zira bir süre sonra yeniden bu temizlikler yapılmak zorunda kalınacak. Sebebini ortadan kaldırmadan yapılan temizlik geçici olacak. Özetle artık herkes biliyor deniz kirliliğinin sebeplerini. Zira vatandaşlar sadece istemekle yetinmiyorlar, şikayetçi oldukları konularda hem sebepleri araştırıyor ve hem de çözümleri öğreniyorlar. Finansman denildiğinde ise, sadece başka yatırımlara ayrılan tutarlara ve Büyükşehir’in bilançosuna bakmaları bile yetiyor. Körfez’de “İller Bankası” masalını dinleyip oyalanacak hiç kimse bulunmuyor artık.

Durum böyle. Açıkça bir kere daha söylemek gerekirse, deniz kirliliğinin bu iki temel nedenini gidermek için, Edremit’te ve Körfez’de hiçbir zorunlu yatırım henüz yapılmadı. Şimdi bütün yöneticiler, şapkalarını önlerine koyup bunu düşünmek zorundalar. İlçelerdeki yerel yönetimler, topu Büyükşehir’e atarak vakit geçiremezler artık. Vatandaşlar “tamam yasa onları sorumlu kılıyor ama bizim hakkımızı Büyükşehir Belediye Meclisi’nde niye savunmuyorsunuz?” diye bastırıyorlar. Büyükşehir Belediyesi ise başka alanlarda pek çok yatırım yapar ve kaynak ayırırken, Körfez’i daha fazla ihmal edemeyeceğini anlıyor. Zira seçilmiş veya atanmış yöneticiler bugün yatırıma başlamazlarsa, yarın çok daha geç olacağını ve çok daha pahalıya patlayacağını idrak etmek zorundalar. Üstelik kim, hangi siyasetçi “çözümü ihmal eden yönetici” diye anılmayı ister ki gelecekte?

Dostlar, bu pandemi elbette on yıllar boyunca sürmeyecek. Pandemiye rağmen üretim, tüketim, vergi, kira, fiyat artışı ve tüm diğer unsurlarıyla hayat devam ediyorsa; ihmal edilen, biriken çevre sorunlarının çözümüne de çare bulunmak zorunda. Edremit’in nüfusu 161 bin oldu ama yazın 900 bin oluyor, bir milyona ulaşıyor. Körfez’deki durum da aynı. Bu yoğun nüfus kütlesi, haklı olarak deniz kirliliğine, arıtma tesislerine, derelerin kirlilikten kurtarılmasına artık kesin çözüm istiyor. Yatırım istiyor. Sadece geçici çözümler, kenti güzelleştirecek düzenlemeler yetmiyor. Yerin üstü kadar, altyapıya da önem verilmesini istiyor. Körfez’in en temel çevre sorunları için söz verilmesi, “size hak veriyoruz” denilmesi yetmiyor artık. Vatandaşlar kalıcı çözümler için, önce projelerin bütünü ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olmak, sonra da yatırımların tek tek gerçekleştiğini görmek istiyorlar. Finansman sorunlarının, belediye borçlarının ve pandemi koşullarının elbette herkes farkında. Ancak temel yatırımlarda daha fazla erteleme olamayacağının da farkında herkes. Üstelik Balıkesir’de katma değeri kimlerin yarattığı ve yatırımların ise nasıl dağıldığı da biliniyor. Seçilenler ve atananlar da, adil hizmetle yükümlü olduklarına göre, Körfez’in ve Edremit’in daha fazla beklemesine gerek olmadığı çok açık değil mi?

Edremit hakkı olanı istiyor. Birbirini tetikleyen arıtma sorunu, derelerin kirliliği ve deniz kirliliği sıkıntıları zaten birlikte çözülmek zorunda. Üstelik sırada başka sorunlar da var Edremit’te. Şimdi biraz daha gayretli davranılması gerekiyor artık. O nedenle bizler yazmaya, uyarmaya, sorgulamaya devam edeceğiz. Vatandaşlar da talep edecek, çözüm, yatırım, proje ve gayret isteyecek. Hiç kimsenin lütfuna ihtiyaç yok, sadece hakkı olanı isteyecek vatandaş. Zira, vatandaşın temiz bir çevrede yaşama hakkı var. Edremit’in ve Körfez’in hak ettikleri var. Öyleyse ses çıkartılacak. İstemeyi bilmeyenin, ayağına gelir mi çözüm?

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 9 = ?