Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

İDA’NIN SAKLI KENTİ ANTANDROS

Bu haber 224 kere okunmuş. 26/09/2022

Antandros ne anlama geliyor diye düşünebilirsiniz. Antandros adını, bu şehre gelmeden önce hatta bu yaşıma kadar hiç duymamıştım, Antandros’u anlatan Abdullah Efendi Konağı’nda gerçekleşen Antandros Derneği’nin vermiş olduğu kahvaltılardan birine katılana kadar. Dernekte üyelere ve çevresindekilere Antandros hakkında bilgi verildi. Konu hakkında bilgim olmadığı için söylemekte bile zorlandığım terimlere, anlatılanlara ve oradaki insanlara yabancı hissediyordum kendimi. Bir insanın ne kadar bilmediği konular var. Kalabalık bir toplulukta herkesin az çok bildiği konuştuğu konuya eşlik edememek zor ve sıkıcı bir durum. İnsanları birbirine yakınlaştıran, duygular, ayıran da fikirlerdir. İnsanoğlu bilmediğine ilgisiz, soğuk ve tepkisiz kalıyor. Ta ki onu tanıyıp anlayıncaya kadar… Beynimi kurcalayıp durdu konuşulanlar, nelerdi benim anlamadıklarım, haberimin olmadığı bu destanda nelerden bahsediliyordu. Bir süre geçtikten sonra Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Polat ve Antandros Tarihi Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Gülçin Cömert, radyo programımda konuklarım oldular. Antandros ile ilgili bilgiler verdiler.  Sayın Gürcan Polat’ın anlattığına göre efsane şöyle: Antandros Antik Kenti, Edremit’in Altınoluk Mahallesi'ne 2 km. uzaklıkta yer alan önemli bir yerleşim merkeziydi. Zeus tanrıların en büyüğü, tanrıların babasıdır. Hera ise tanrıçaların en büyüğü, Zeus’un karısıdır. Bir gün Olympos Sarayı’ndaki bir düğüne tatsızlık çıkartır endişesiyle çağrılmayan Kavga Tanrıçası Eris dışındaki bütün Tanrı ve Tanrıçalar, düğün eğlencesindeydiler. Eğlencenin tam ortasında Eris gene de yapacağını yaptı; masanın üstüne havadan bir altın elma düşürdü. Hemen Tanrıça Hera ve kızı Atena elmayı kaptılar. Üzerinde; "Baştanrı Zeus bu elmayı tanrıçaların en güzeline sunsun!" diye bir yazı vardı. Zeus, şaşkındı. Çünkü karısı Tanrıça Hera da, kızı Atena da oradaydı. Her biri de zaten kendini evrenin rakipsiz güzeli sayıyordu. Bir de sonradan gelen, ama güzelliğiyle gerçekten evreni büyüleyen Tanrıça Afrodit de oradaydı. Zeus bu elmayı kime versin? Hemen Baştanrı Zeus seçicilikten kurtulmak için bir güzellik yarışması düzenlenmesini önerdi. Tanrılar arasında habercilik yapan kurye Hermes ile birlikte bu elmayı İda Dağı’nda çobanlık yapan Paris’e gönderir. Dünyada yapılacak bu ilk güzellik yarışmasına, aslında Troya kralının oğlu olan prens Paris'in altın elmanın sahibini seçmesini uygun görür. Bu kararı ölümlü birisi versin der, çünkü bu kararı Zeus verir ise, tanrıların verdiği karar da ölümsüzleşecektir. Adı geçen üç güzel, Afrodit, Athena ve Zeus’un karısı Hera’dır. Yarışmaya katılan tanrıçalardan her biri Paris’e, birinci seçilme karşılığında bir rüşvet önerir. Altın elmaya sahip olmak için Hera der ki Çoban Paris’e;

”Bu elmayı bana verirsen seni Asya kralı yaparım.”

Athena der ki;

“Bu elmayı bana verirsen sana sonsuz akıl bilgi ve kehânet gücü bahşederim.”

Afrodit der ki,

“Bu elmayı bana verirsen; sana Spartalı Helen’in aşkını bağışlarım!”

Helen, güzelliği tüm dünyada dillerde dolaşan bir kadındır. Bir süre sonra Baştanrı Zeus'un huzurunda yapılan yarışmada, Spartalı Helen’nin aşkını tercih eden Çoban Paris bu altın elmayı Afrodit’e verir ve Afrodit “Aşk ve Güzellik Tanrıçası” sıfatını kazanır. Böylece kâinat güzeli seçilen Afrodit de Paris’e verdiği sözü tutmak üzere Eros'u görevlendirir. Eros da aşk okları gönderip Helen’i Paris’e âşık eder. Ne var ki apar topar Paris’le kaçıp Troya sarayına gelen güzel Helen, Ege'nin iki yakasında oturan komşu ve kardeş halkların, aralarında kan döküleceğinden haberdar değildi. Çünkü Yunanlı kral Agamemnon, uzun zamandır göz koyduğu Troya hazinelerini yağmalamak için bu durumu fırsat olarak değerlendirdi. Spartalı Helen’i geri getirmek isteyen Akalar, Troya’(Truva) ya saldırır ve Truva Savaşları başlar.

Yıllar sonra Karınca Misali ile Altınoluk’ta Abdullah Efendi Konağı’na misafir olduk. Bugün yaptıklarımız geleceğimizi şekillendirir. En derin sevgi ve saygımla

AYŞEGÜL AKAY

YAZAR

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 10 = ?