Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

ATA NIN İSMET İNÖNÜ’YE MEKTUBU

Bu haber 593 kere okunmuş. 18/01/2023

Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu o. Bunca badireyi atlatan o. Dünyanın en donanımlı emperyalist ordularını yenerek muhteşem bir zafer kazanan o. Anadolu anaları ve onların mehmetleri ile  ATA - ANA olan o. O günlerde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün İsmet İnönü'ye yazdığı o tarihi mektup. Bir kez daha dikkatlice ve özümseyerek okumanız umuduyla:

“ATA'NIN MEKTUBU”

"Atatürk’ün 1923 yılında İnönü'ye yazdığı mektup."

Bu mektup 1923 Türkiye’sinin özetidir ve bugün gelinen noktada sahip olduğumuz her şey laik Türkiye Cumhuriyeti'nin eseridir. Bu muhteşem eser sayesinde vatanımızda aldığımız her nefes, yediğimiz her lokma ekmek ve içtiğimiz su en büyük nimetimizdir. Büyük Türk Milleti olarak,bize tam bağımsız bir Türkiye bırakan Mustafa Kemal Atatürk’e, Silah arkadaşlarına ve aziz Şehitlerimize, Gazilerimize minnettarız. Aşağıdaki mektup Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki yoksulluğun nasıl yok edilmesi gerektiği konusunda bizlere o günleri anlatan  çok önemli bir belgedir.

30 Ekim 1923 tarihli mektubu...

"Sevgili Paşam, Cumhuriyetin ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum... Dur, hiç itiraz etme... Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın... Bizi yine büyük bir savaş bekliyor... Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Baş delegesi olarak elbette biliyorsun... Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın... Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim... Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı... Yoksul bir köylü devletiyiz... Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart... Denizciliğimiz acınacak durumda... Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız... Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmaz... Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun... Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60’ı geçiyor. Nüfusun % 80’i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz... Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor... Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek... İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı... İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet’in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz. Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyet’e uygun bir anayasaya gerek var... Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney... Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu... Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim... Allah yardımcımız olsun"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Dünya malının dünyada bırakıp gidildiğinin bilincindedir Atatürk'üm. Onun için mal mülk kişisel olarak hiç önemli değildir. Vatanı ve üzerinde yaşayan Türk Milleti en büyük sevdasıdır. Prof. Dr. İlhan BAŞGÖZ bir yazısında O'nun için şunları yazmış:  "Halkçılık onun inanışında kuru bir slogan değildi. Halkın arasına karışmaktan çok hoşlanırdı. Bir gece Atatürk kayıp, polis ve jandarma seferber olmuş her tarafı aramış taramışlar. Atatürk yok. Sabaha yakın Onu Samanpazarı’nda bir kahvede, halka karışmış Zeybek oynarken bulmuşlar." Sarızeybek oynayan Atatürk'üm. Efelik efendiliktir diyen ulu önderim. Biz Türk halkına haklarınızı helal edin. Minnet ve dua ile. Ezcümle, Atatürk'ümüzün uyarıları benim yaşamımda hep ışığım olmuştur. O ışıklı yolda yürürken yazdığı Nutuk rehberimdir. Bizi her daim uyardığı önemli konuların arasında, güneş gibi parlayan bir cümlesini buraya not edeyim. Eyy Türk Gençliği diye seslendiğinde, unutulmaması gereken öğüttür bana. "Dahili ve harici bedhahların olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" diyen Mustafa Kemal ATATÜRK'ümün bir bildiği var elbette. O ne dediyse doğru çıktı. Ve o Türk Halkı'na hiç yalan söylemedi. İyi Çarşambalar.

FATMA ZEHRA KÖSELEY

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 9 = ?