Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“CUMHURİYET’E GİDEN YOL”

Bu haber 162 kere okunmuş. 27/10/2021

 

Zafer kazanılmıştı. Gazi Mustafa Kemal Paşa İzmir'den Ankara'ya dönüyordu.

Ankara istasyonu bayraklar, defne dalları ile süslenmişti. Peron tıklım tıklım doluydu. Milletvekilleri, elçiler, yöneticiler, subaylar, basın mensupları, kalabalığa karışabilen halk ve bir bando birliği ile şeref birliği Başkomutanı bekliyordu.

Makinist istasyona düdüğünü öttüre öttüre girdi. Gazi Paşa'nın ineceği kapının kapıyı, yere serilen kırmızı yol halısına denk getirmeyi başardı. Bando "Hoşgelişler ola Mustafa Kemal Paşa” bestesini çalmaya başlamıştı. Salih Bozok kapıyı açtı ve geri çekildi.Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa, sade mareşal üniforması, tığ gibi endamı, çok yakışan kalpağı ile vagon kapısının çerçevesi içinde göründü. 41 yaşındaydı. Sanki bir cephanelik patladı. Öyle bir gürültü yükseldi kalabalıktan. Alkış ve çığlıklara sevinç gözyaşları karıştı.Meclis adına Adnan Adıvar ilerledi, Başkomutan'ın elini sıktı, sonra dayanamadı, heyecan içinde kucakladı. Kalabalık karışıp düğüm oldu. Gazi Paşa istasyondan güçlükle çıkabildi. Sağ yanında Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp Paşa, sol yanında Dr. Adnan (Adıvar) bey vardı. Ankaralılar yola Meclis'e kadar halı sermişlerdi.Tekbirler arasında kurbanlar kesilmeye başlandı. Öne ilahiler söyleyen dervişler geçti. Onları Seğmenler izledi. Kafile zafer taklarının altından geçerek ilerledi. Memurlar, esnaf birlikleri, zanaatkarlar, imalat-ı harbiyeciler, işçiler, halk, öğrenciler, Subay Talimgahının öğrencileri( Harbiyeliler), gönüllü hemşireler, kağnılarının başında kağnıcı kadınlar Ankara'ya akmış olan köylüler, bandolar ve saz takımları yolun iki yanında yer almışlardı. Gazi Paşa'yı selamlıyor ve olanca güçleriyle haykırıyorlardı:

"Yaşa, var ol Paşam!"

“İki cihanda aziz ol!"

"Yoluna canımız feda!"

"Yaşasın büyük Gazi!"

"Yaşasın büyük ordu!"

"Allah bağışlasın!"

"Sağoool!"

Paşa herkesi selamlayarak yürüyor, kurban kesimine rastladıkça başını çeviriyor, gözlerini kaçırıyordu. Görevliler Paşa'yı kucaklamak,ellerini öpmek, çizmesinin tozunu gözlerine sürme diye sürmek için yola atılmak isteyenleri zorlukla engellemekteydiler. Bu kalabalığın arasında İngiliz ajanları ile İstanbul yönetiminin jurnalcileri de bulunuyordu. Halkın sevgisini yutkunarak izliyorlardı.Tarihin bambaşka bir yöne aktığı besbelliydi. Küçük Meclis binasına ulaşıldı. Karşıdaki Millet Bahçesi kadınlarla doluydu. Şimdiki Ulus Meydanı dalgalanan bir insan denizini andırıyordu. Başkomutan sevinç çığlıkları ve gözyaşları arasında TBMM'ne girdi.Bakanlar ve Milletvekilleri Gazi Paşa'yı izlediler. Meclis'te büyük bir kutlama töreni yapılacaktı.?" Bursa Milletvekili Muhittin Baha (Pars) Bey tören başlamadan önce ellerini yıkamak için lavaboya koştu, Gözlüklü bir milletvekili de ellerini yıkıyordu. Suratı allak bullaktı.

Muhittin Baha Bey içtenlikle sordu:"Nedir bu halin? Bir şey mi oldu?"

Adam omzunun üzerinden öfkeyle geriye baktı: "Ne olsun? Nasıl olsa İzmir'i bize vereceklerdi. Bu olayı niye bu kadar büyütüp duruyorsunuz? Nedir bu şamata?

Düşmanlar dışında herkesin bu harika sonuca sevindiğini sanan Muhittin Bey şaşırmıştı.

Gözlüklü, "Yunanlılardan kurtulduk." diye devam etti  "..bakalım M. Kemal'den nasıl kurtulacağız?"

Yürüyüp çıktı.

Muhittin Baha Bey donakaldı. Bu mutlu günde böyle bir tavırla karşılaşmaya hazır değildi. Ürktü.

Ne yapmıştı M. Kemal Paşa?

Sevr'e, işgale, parçalanmaya, Avrupa'nın uşağı olmaya karşı çıkmış, halka davayı benimsetmiş, Meclis'i toplamış, orduyu kurmuş, sonunda Türkiye'yi kaç türlü onursuzluktan, pislikten, rezillikten, zavallılıktan kurtarmıştı. Gelişmemiş bir insan bile bu hizmetlerin değerini bilirdi. Bu nasıl bir insandı'?

İnsan mıydı?

Kaynak:Turgut ÖZAKMAN;Cumhuriyet(1.Kitap)Bilgi Yayınevi,İstanbul,10.Basım,Ekim 2009,s.41,42

İnsanlıklarından şüphe duyduğumuz emperyalist hainleri iyi tanıdık mı?.

FATMA ZEHRA KÖSELEY

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 4 = ?