Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“CEPHEYE GİDEN YOL VE BEHİÇ ERKİN”

Bu haber 450 kere okunmuş. 02/04/2024

Sevgili okurlarım, Oğuz Geren kardeşimin kaleme aldığı aşağıdaki yazı ile birlikte değerlendirmeniz umuduyla... İyi Çarşambalar.

BEHİÇ ERKİN...

Bu kitabı; Torunu EMİR KIVIRCIK yazdı... Dedesi BEHİÇ ERKİN'in verdiği mücadeleyi anlatan ve Kurtuluş Savaşımızın kazanımlarını tarihe not düşerek anlatan bir destansı kitap.

CEPHEYE GİDEN YOL...

BU KİTABI 2008 ALIP DA OKUMUŞUM... DEMİRYOLU ÇAVUŞU OLAN DEDEM AHMET RAİF KÖSELEY'in de demiryolu yapımında görev yaptığı yerler ile ilgili anılar var.

OKURKEN ESKİ ALIŞKANLIĞIMDIR SATIRLARIN ALTINI ÇİZERİM, NOTLAR ALIRIM...

BU KİTAP ÜZERİNDE DE NOTLARIMLA DOLU...

EMİR KIVIRCIK, bizlere yansıttığın tarihi anlar için çok teşekkür ediyorum. Sağlıcakla ol.

*********************

TOPRAKLAR SATILIYOR...

Bu kitabı okumayan çok şeyleri eksik bilecektir. Tarihimizin, kurtuluşumuzun anlatıldığı Demir Yollarımızın yapımı ve geçmişimizin izleri bu kitapta...

*********************

YAZAN: OĞUZ GEREN

Dün akşam 31 Mart Olayı ile ilgili bir makale ve görsel paylaştım. Ebedi önderimiz Mustafa kemal ATATÜRK’ün Kurmay Başkanı olarak trene binmeden önce çekilmiş bir fotoğraf. Yanında bir subay ile kararlı duruşuna dikkat çekmiştim. Emekli Albay Serhat Abraz Komutanım dün gece “ATA’mızın yanındaki Behiç Erkin” yazdı bana... Adını duymuşluğum daha doğrusu okumuşluğum vardı...  Ancak Komutanım dikkat çekici bir vurgu ile yazınca araştırayım dedim...  Tanrı'm o nasıl bir ömür öyle. Halen etkisindeyim...

MUSTAFA KEMAL PAŞA VE BEHİÇ ERKİN.

Harp Okulunu bitirdikten sonra Mühendisliğe merak sarıp, o merakı ete kemiğe büründürmek. Harbiyeyi bitirdikten sonra Ulaştırma Sınıfı Subay oluyor. Hali ile demiryolları ile fazlasıyla iştigal oluyor. Sadece demiryolları mı?. Dönemin tüm ulaştırma vasıtaları ve tekniklerine vakıf, sınıfının en güzide subayı. Almanca, Fransızca ve İngilizceyi mükemmel konuşan bir entelektüel. Daha henüz Yüzbaşı rütbesinde iken Selanik-İstanbul Demiryolu Umum Müfettişi oluyor. Balkan savaşında Edirne’de sıkışan Şükrü Paşa’ya levazım ve lojistik destek gönderecek kadar pratik zekaya haiz bir iş bitirici. Birinci dünya savaşında Çanakkale Cephesinde tüm ulaştırma işinden sorumlu. Alman imparatorundan Birinci Dünya Savaşında 1nci dereceden Demir kartal madalyasına haiz iki subaydan biri. Diğeri Mustafa Kemal ATATÜRK. Bu madalya onu ikinci dünya savaşında Paris Büyükelçisi iken Nazilerin büyük saygı duymasına neden olacak kadar değerli. O saygı tam 25 bin Fransız Yahudisinin yok edilmesini önleyecek kadar anlamlı. 

İstiklal savaşı öncesi İstanbul’da Erkan-ı Harbiye’de (Osmanlı Genel Kurmay Başkanlığı) Lojistik daire başkanlığında görevli iken Mustafa Kemal'ci tutum ve davranışları fark ediliyor. İstanbul’da işbirlikçi Askeri Mahkeme Başkanı Nemrut Mustafa Paşa emri ile tevkif emri verilmeden Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı ile Anadolu’ya açıyor ve Ankara Hükümetinin subayı oluyor. Savaş boyunca tüm ulaştırmadan sorumlu oluyor. Eskişehir-İnönü Savaşlarında Polatlı’ya çekilme kararı alan ordunun hasarsız ve kusursuzca demiryolu ile çekilmesini sağlayan Paşa'dır. Öyle ki demiryolları milli değil Osmanlı bakiyesi yabancı şirketlerin keyfiyetindeyken. Yeri geldiğinde kendisi tren katarlarına dahil olup yabancı makinistlerin şakaklarına tabanca dayayıp o katarların zamanında hareket ettirmiştir. Aynı kararlılığı büyük taarruz sırasında katır ve demiryolu intikallerinde göstermiştir. Bu sebeple Mustafa Kemal ATATÜRK’ün vazgeçemediği değerli Türk Subaylarındandır. Savaş Sonrası Demiryollarının millileştirme sürecinde ana rol kendisindedir. Neredeyse ömrünün yarısı bu uğurda geçmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları genel Müdürlüğünün kurucu babasıdır. İstanbul-Ankara, İzmir-Ankara demiryollarının kesiştiği Eskişehir'i kendine üs bölgesi olarak ilan etmiştir. İlk Milli Lokomotifin yapıldığı fabrikanın temellerini kendi atmıştır. “karakurt” adı verilen lokomotifler 1980lerin ortasına kadar seferdeydi. Vasiyeti üzerine mezarı da buradadır. TCDD demek neredeyse Behiç Erkin demektir. Erkin soyadı ona ATATÜRK tarafından tahsis edilmiştir. Erkin demek, “hiçbir koşula bağlı olmaksızın istediği biçimde davranabilen, özgür.” demektir. ATATÜRK ona bu adı sanırım TCDD kurulurken Behiç Paşa'ya teklif götürdüğünde aldığı cevap olsa gerek. Behiç Paşa “Paşa’m bu görevi bir şartla kabul ederim. Kimse işime karışmayacak. Ben bu işe yıllarımı verdim. Hangi makineyi kiminle hangi koşul ve şartlarla yapacağımı çok iyi biliyorum. Önce demiryollarının mevcut yapısını devrimsel olarak değiştirmemiz lazım. Sonrası kolay. Üretmek için bu şart. Kabul mu*” dediğinde ATATÜRK’ün “tamamdır” demesi bu soyadın ilham kay6nağı olmasına yeter sanırım. Behiç paşa sözünü tutar ve Demiryolları millileştirildikten 6 yıl sonra “Karakurt” raylarda sefere çıkar. Bu büyük başarıdan sonra Eğitim ve öğretim devrimi kapsamında medreseler lağv edilip üniversiteler kurulurken Behiç Paşa'ya yeni bir görev daha verilir. İTÜ’nün bu devrim sonrası ilk rektörü olur. İlk yaptığı iş eğitimin Türkçeleştirilmesi olur. Kendisinde dahil olduğu tercüme komisyonunda yer alır ve 2 yıl içerisinde İTÜ kütüphanesindeki tüm kitaplar Türkçe ’ye çevrilir. 

Derken ATATÜRK zamansız vefat eder. İkinci dünya savaşı patlamak üzeredir. İsmet İnönü ona büyükelçi olmasının ülke menfaatine olacağını söyler. Öyle iki ülke teklif eder ki muhtemelen savaşın iki ana aktöründen biridir. Fransa veya Almanya. İsmet Paşa’nın eğilimi onun Berlin Büyükelçisi olması yönündedir. Ancak o Paris Büyükelçiliğini tercih eder. Paris Büyükelçimiz olur. Olur olmaz ikinci dünya savaşı patlar. Almanlar Fransa'yı işgal eder. Naziler Yahudileri toplayıp esir kamplarına götürmeye başlar. Behiç Erkin 1nci derece Demir kartal madalyasını takarak Paris Alman Garnizon Komutanını ziyaret eder. Almanya’da iki elin parmağı kadar sayısı olmayan bu madalyayı gören Nazi Alman General Behiç beye büyük hürmet eder. Behiç Bey, “Türkiye Cumhuriyeti pasaportu olan Yahudi asıllı vatandaşlarımız sizin bu muamelenizden muaf tutulmasını rica ediyorum. O insanlar benim ülkemin vatandaşıdır. Benim görevim bu topraklarda kendi ülkemin vatandaşlarımın hak ve hukukunu gözetmek ve korumaktır. Şayet bunu başaramıyorsam buyurun, bu madalyayı size iade ediyorum. “General şaşkındır. Öyle ya bu yeni yetme general birinci dünya savaşında genç bir alman subayı idi. O savaşta 2nci derece demir kartal madalyası alanlar dahi kahraman iken 1nci derece demir kartal madalya alanlar ise rol modeldi... Hemen emrini verir... “derhal Türk pasaportu olan Yahudiler esir kamplarına giden katarlardan indirilsin ve Türkiye Cumhuriyetine gitmeleri için Paris Türk Büyükelçiliğine başvursunlar. Buradan alacakları talimatlara uysunlar.” der. Behiç Bey teşekkür eder ve Büyükelçiliğe geri döner. Türk vatandaşı olmayan Yahudilere dahi büyükelçilikte pasaport tanzim ederek, şahitlerin rakamları ile tam 25 bin Yahudi'nin tren ve vapurlar ile Türkiye’ye sevkini sağlamış bir adamdan bahsediyoruz. Schindler'in listesi filminin kahramanı Behiç paşamın yanında halt yemiş değil mi?.

Cumhuriyetimizi kuran zekâ ve yeteneğin farkına varmak lazım diye yazdım bunları...

Bu adamlar askerdi evet. Ama askerden daha fazlası idi. Hepsinin ruhu şad olsun...

Hepiniz bizim için rol modellersiniz.

FATMA ZEHRA KÖSELEY

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 6 = ?