Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

KÖRFEZ’İN OLUŞUMU

Bu haber 276 kere okunmuş. 20/01/2020

Değerli dostlar, geçen hafta “Körfez neden kirleniyor?” sorusunu sormuş ve bunun da tek yanıtı olmadığını söylemiştik. Şimdi, bu hususu biraz daha açarak sohbetimizi sürdürelim ve günümüzdeki kirliliğin sebeplerini tespit etmeye başlayalım.

 

Öncelikle söylenmesi gerekir ki, Edremit Körfezi özellikli bir deniz alanıdır. Bunu kavramak için, körfezin nasıl oluştuğuna değinmemiz lazım. Milyonlarca yıl önce meydana gelen çok güçlü bir tektonik hareket, yani deprem sonucunda, bölgedeki bazı tabakalarda derin çökme ve yırtılmalar ve bazı tabakalarda ise yükselmeler oluşmuş ve bugünkü coğrafyamıza şekil vermiştir. Yükselen tabakalar Kaz Dağı, Madra Dağları ve karşı adadaki Olympos’tur. Çöken tabakalara ise deniz suyu dolmuş ve körfezimizi oluşturmuş. Fakat bu coğrafi oluşumdan, günümüze kadar geçen zamanda, elbette pek çok değişiklikler de meydana gelmiştir. Bu değişikliklere sebep olan, başka depremler de değildir sadece. Öncelikli değişim faktörleri rüzgar ve yağmur erozyonudur. Yağmurlar bilindiği üzere, dağlardan sürekli olarak akarsular vasıtasıyla toprağı taşımakta ve yerçekimi nedeniyle de bunları en yakınındaki deniz ve göl gibi alıcı ortamlara ulaştırmaktadır. Rüzgar da böyledir. Toz dediğimiz küçük partikülleri taşırlar ve bir kısmı da kaçınılmaz olarak denizlere ulaşır bunların. Edremit Körfezi kıyıları, binlerce yıldır işte bu nedenlerle şekil değiştirmektedir. Kıyılarımızda, akarsuların toprak taşıyarak oluşturduğu geniş ova ve deltalar bu değişimin birer ürünüdür. Yazılı tarihin başladığı çağlardan bu yana, körfezdeki kıyı çizgisinin ne kadar değiştiğine dair elimizde pek çok tarihsel kanıt bulunmaktadır. Arkeolojik buluntular da bu değişimi doğrulamakta.

 

Peki, neden özellikli bir su alanı, farklı bir denizdir Edremit Körfezi? Bunun temel sebebini, yukarıda anlatılan milyonlarca yıl önceki oluşum belirlemiş elbette. Durumu daha iyi kavramak için körfezin dip alanına, sualtı topografyası ve barimetrik haritasına bakmak gerekiyor. İda ve Madra arasında uzanan, bütünlüklü ve makul eğimli bir vadi özelliği taşımıyor körfezimiz. Farklı derinlikler ve eğimler barındırıyor. Karşısında da Midilli adasının yükseltileri var. Tam anlamıyla, bir kapalı havza özelliği gösteriyor. Körfez’e açık denizden girişi, kuzey-batıda Baba Burnu ve Midilli arasındaki Müsellim Geçidi ile güney-batıda yine ada ve anakara arasındaki Dikili Geçidi sağlıyor. Müsellim Geçidi’nin tabanında çaprazlama uzanan büyük bir yükselti bulunuyor: Müsellim Kayası. Akıntıların girişini büyük ölçüde engelliyor bu kaya. Dikili Geçidi’nde ise derinlik aniden -100 metreden -50’ye çıkıyor ve engel oluşturuyor. İşte körfezi besleyen iki kanaldaki bu doğal engeller nedeniyle, açık denizin su sirkülasyonundan, doğal dolaşımından ve akıntılarından Körfez’in yoğun şekilde yararlanması pek mümkün olmuyor. Balıkçılık açısından bulunmaz bir nimet aslında bu coğrafi özellikler. Ayrıca, kapalı havza olarak tanımladığımız Körfez’in ortalarına doğru bir de Güre Sığlığı var. Bu sığlık da, Körfezi iki farklı çukur alan haline getiriyor ve özellikle doğusunda yani Akçay tarafında kalan bölüme daha fazla özen gösterilmesi konusunda bizi uyarıyor.

 

Açıkladığım özellikleri taşıyan, serbest su dolaşımı önünde doğal engellerin olduğu koylar ve körfezler, bilim insanlarınca “hassas su alanı” olarak tanımlanıyor. Olumsuz bir tanımlama değil bu aslında. Sadece “dikkatli olun, korumanız gerekiyor” deniliyor bu coğrafi alanlar için. Az önce söylendiği üzere, balıkçılık açısından bulunmaz bir doğal alan olmasının nedeni ise, verimliliği sağlayacak kendiliğinden özellikler taşıması elbette. Öyle ki,  açık denizden gelebilecek risklere karşı, küçük balık sürülerini koruyan bir değil, iki doğal engel barındıran bir su alanı burası. O sürülerin, Ayvalık’tan Ayvacık’a kadar yumurta bırakacakları yüzlerce küçük koylara da sahip. Sadece balıklar değil, yüzlerce deniz canlısı için de aynı özellikleri gösteriyor. Fakat hassas dengeleri de var.

 

Bu hassas dengeleri bozmamak gerekiyor. Daha doğru bir deyişle, bozmamak gerekiyordu. Oysa, tarihin tekerleği durmadan dönüp ilerledi ve günümüze  gelindiğinde Körfez’de insan yoğunluğu ve hızlı kentleşme, önemli sorunlar yarattı ne yazık ki. İnsan eliyle oluşan kirliliğe, körfezde çok daha önceden, kesin tedbirler alınması gerekiyordu. Küçük ve çok sayıda belediye eliyle çarpık kentleşmeye ve insanın sebep olduğu kirletici faktörlere, gereken önlemler alınamadı, koordinasyon da sağlanamadı. Şimdi artık Edremit Körfezi’nin çevresi neredeyse tümüyle kentleşmiş durumda. Mevcut yapı stokunun büyük çoğunluğu ise, “yazlık konut” özelliği taşıyanlardan oluşuyor. İnsan yoğunluğunu ve kirlenmeyi, mevsimsel olarak arttıran bir durum bu. Fakat altyapı yatırımları, bu mevsimsel artışın oluşturduğu nüfus rakamlarına göre değil de, sürekli yaşamakta olan nüfusa göre inşa ediliyor. Arada oluşan makas ise zamanla bir birikim yaratıyor ve Körfez’e kirlilik olarak yansıyor. Yine, Edremit Körfezi’ne dökülen onlarca dere ve çay var bölgemizde. Bunlar da, günümüzde denize kirlilik taşıyan kanallara dönmüş durumdalar. İnsan ve kent kaynaklı sorunlar, Körfez’in hassas dengelerini hızla bozuyor. Önümüzdeki hafta, sıraladığım bu kirletici faktörlerin biraz daha detaylarına gireceğiz.

 

                                                                  ***

 

Dostlar, bugün yılın son günü.. 2019 yılı, çevre sorunları açısından oldukça sıkıntılı bir yıldı. Şimdi artık onu uğurluyoruz. 2020’ye ise “hoş geldin” diyoruz ama beklentilerimiz bir hayli fazla gelen yıldan. Havanın, suyun ve toprağın kirlenmediği temiz bir çevrede, tüm özlem ve umutlarınızı yeşerteceğiniz, daha mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum hepinize..

 

 

ÇEVRE GÜNDEMİ 

 

Kubilay S. Öztürk

 

kubilaysaygin@gmail.com

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

7 + 10 = ?