Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

KAZDAĞLARI VE SARIKIZ

Bu haber 365 kere okunmuş. 14/01/2021

Son günlerde su sıkıntısı ve gelecek yıllarda SU savaşı gündemde ve özellikle KAZDAĞI çevresi madencilerin sondaj çalışmaları ile köy halkının huzurunu kaçırdığı günlerde Kazdağı neden kıymetli kısaca inceleyelim mi.?

Dünya coğrafyasında 1750 m Kazdağı + Deniz + karşı da Madra dağı ÇAM VE ZEYTİN ORMANLARI İÇİNDE bir vadi OKSİJEN cenneti (Astım tedavisi için en doğru adres-yılın 12 ayı su cenneti )

İda dağı yani Kazdağılarının mitolojik öyküsünü hiç merak ettiniz mi?

Eski Yunan dilinde söylenen veya duyulan söz anlamında kullanılan Mitos sözcüğü; Masal, Efsane, Öykü anlamını taşır ve Zeus ile başlayan tanrıların, Dünyanın ilk güzellik yarışmalarının kaynağı, Truva savaşı veya Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederken kullandığı kerestelerin, kızakların kaynağı, Kazdağı Göknarı’nın öyküleri… Yunan mitolojisinde İDA dağı olarak bilinen Kaz dağları, mitolojiye göre Kral Priamos’un dağda ölüme terk ettiği oğlu Paris bir ana ayı tarafından emzirilerek büyütülür. Büyüyüp yaman bir delikanlı olan Paris; Hera, Athena ve Afrodit arasında kimin en güzel olduğunu seçme konusunda Zeus tarafından görevlendirilir. Paris bir birinden güzel üç kadın arasında secimi nasıl yapacağını düşünürken, dünyamızın ilk rüşvet olayı devreye girer. HERA; Avrupa ve Asya krallığını, ATHENA; savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü akıl vaat eder. AFRODİT ise; dünyanın en güzel kadının aşkını teklif eder. Paris karalığı ve kahramanlığı, zekayı bir kenara iterek sadece aşkı tercih eder. Böylece dünyanın ilk güzellik kraliçesi AFRODİT olur. Zeus bu dağda doğmuştur ve ünlü Truva savaşını buradan izlemiştir. Yunan mitolojisi, (Homerosun İlyada destanı) efsanelerine göre, tanrılar Troya savaşını Kazdağları’nın Milli Park doruğundan izlemiş ve Genymedes buraya kaçırılmıştır. Kazdağına yönelik mitolojiler oldukça fazladır. Tanrılar ve tanrıçalar arasındaki ilişkiler ve insanlarla, Tanrı ve Tanrıçalar arasında ilişkilerin geçtiği mekan hep Kaz dağları ve özellikle Milli Park bölgesi ve Türkmenlerin Sarıkız efsanesi de aynı bölgede anlatılır. Zeus ve Ganymeda (Afrodit ve Anehises) veya güzellik yarışması öyküsü en önemlileridir... Zeus ve Ganymeda Erikhthonius’tan Tros doğdu. Troia kralı Tros’un üç oğlu oldu; İlos, Assarakos ve Tanrılara denk Ganymedes adı (Aydınlık, göz alıcı, ışık saçan) anlamından gelen Geanymede’nin ölümlülerin en güzeli olduğu belirtilmektedir. Truva savaşından sonra  Aeneos, kral babasını sırtında taşıyarak  kalan halkıyla Kaz dağlarına yerleşir, Altınoluk girişindeki Antandros yerleşim bölgesinde yıllarca yaşadıktan sonra, Kazdağı Göknarı’ndan gemiler inşa ederek İtalya Castroya giderler ve Romanın kuruluşu gerçekleşir. KAZDAĞLARINI VE MİTOLOJİYİ ANLAYABİLMEK İÇİN-ZEYTİNLİ MİLLİ PARKLAR TANITIM OFİSİNDEN TUNCER KURTİZ SESİNDEN TANITIM FİLMİNİ İİZLEMEK, GÜRE- KAZDAĞLARI MÜZESİNİ ZİYARET EDEREK BALMUMU HEYKELLERİ İLE TANIŞMAK VE YILIN 365 GÜNÜ BİR BAŞKA GÜZEL MİLLİ PARKI GEZERKEN ALAN KILAVUZU TANITIMI EŞLİĞİNDE GEZMEK YAŞAMINIZDA UNUTULMAZ MUTLU ANILAR YAŞATMIŞ OLUR.

SARIKIZ EFSANESİ (TÜRKMENLERİN RİTÜELLERİ)

Efsane halk arasında birkaç değişime uğramış olarak anlatılır fakat, Sarıkız Kazdağı’nın zirvesinde dikilen namus abidesidir. Töre kanunlarımızda ne pahasına olursa olsun namusunu koruyanların temsili öyküsüdür… Ziyarete gelenlerimiz Sarıkız kadar gururlu, heybetli ve gezdiği toprakları paylaşmanın mutlulukları özellikle kızlarımızın gözlerinde okunur.

Çanakkale Ayvacık’ta sevgi yumağı oluşturmuş bir ailede anne aralarından hakkın emriyle ayrılınca, Cılbak baba ve 4 yaşındaki kızımız Senem buralarda döktükleri gözyaşları sonucu, Güre, Kavurmacılar köyüne yerleşirler. Baba eskisi gibi yine Çobanlık yapmaya, hayvanlarla konuşmaya, Kızgın güneşte sürüsünün üzerine koruyucu bulut ile serinlik getirmeye, İstanbul da ki kardeşi Mesci babaya mendili ile kar götürmesi gibi birçok efsanelerinden ermiş olduğu kabul edilir ve köylülerin akıl danıştığı bir sevgidir.

Yıllar geçer kızımız 18 yaşına gelmiş ve köyün en güzel kızı olmuştur. Köyün delikanlıları onunla evlenmek için yarış halindedir fakat Senem hiç birine ilgi göstermemektedir. Yaşlanan Cılbak baba artık Hacca gitme zamanı geldiğine inanır ve törelere göre kızını köy ihtiyar heyetine teslim eder. Kızı artık tek başına sürüleri ile meşgul olacaktır ve baba hac yoluna çıkar, o günlerdeki bu kutsal görev ayları hatta yılları kapsamaktadır.

Sarı kızın kalbinde sadece Allah sevgisi vardır, gençlerin hepsini reddetmiş ve babası olmadığı zaman içerisinde asla hiç kimseyle konuşmamış ve gün doğmadan sürüyü alıp dağlara çıkarak, gün bitimi yuvaya dönmüştür. Sevgilerine yanıt alamayan sabırsız gençler, nöbetleşerek Sarıkızı takibe başlarlar ve her gün ormanda yaşlı bir ihtiyarla sohbet ettiğine şahit olurlar. Bunu iftira yoluyla ciddi bir namus konusu dedikodusuna dökerler ve artık Sarıkız Töre kanununa göre Köyün namusunu temizlemek için babası kızını yok etmelidir veya köy delikanlıları taşlayarak bu görevi ifa edeceklerdir.

Hac dönüşü baba ile kimse konuşmayıp, Hac hayrı yapılmayıp, getirdiği hediyeler kabul edilmeyip, babaya nihayet kızının ölüm fermanı kabul ettirilir. Baba elleriyle kızına kıyamayacağı için, Kaz dağına çıkmayı burada Kıştan veya Kurda kuşa yem olarak töre kanunu gerçekleşeceğine inanarak köyü terk etme hazırlığını yapar, Yanına 3 kaz ve kızını alarak köyden çıkarken, Köy delikanlıları Senemi yumurta yağmuruna tutarlar.

Hiç konuşmayan sarıkız dayanamayıp, genclere dönerek Beddua eder. (O günden sonra ki yıllarda köyün kadınları dul ve havalar çok serin kalarak köy yaşanmaz hale gelir ve terk edilir…)  Cılbak baba kızını ateş yakmak için odun toplamaya gönderdiği bir an, Kazlardan birini keserek kızının bıraktığı giysisini kana bulayarak köye döner….

Kaz dağlarında hiç kimsenin gecelemediği bir dönemde Sarıkız burada yaşamını devam ettirir, Yüzlerce kazı olur, Yakın köylere yiyecek için giden kazların zarar vermeleri engeller.., Yolda kaybolanlara, aç kalanlara, yardım eder, Yaralı hayvanları iyileştirdiği gibi yüzlerce olağan üstü yardımlar kulaktan kulağa yayılır ve Sarıkız efsane olmuştur. Gerçekle, yaşananlar biri birine karışır. Baba kızının hasretine dayanamayarak gerçekleri kendi gözüyle görmek için dağa çıkar ve kızını terk ettiği bölgede, yüzlerce kazın arasında görünce heyecanla sarılır ve bu günkü Sarıkız tepesine kadar konuşa konuşa giderler.

Baba halen iç dünyasında çeşitli düşüncelerin cevabını bulamadığı için huzursuzdur, Abdest alıp namaz kılarak Allah’a yakaracaktır. Kızından su ister, Sarıkız bir testiyi zirveden denize uzatarak su doldurur ve babasına abdest alması için döker ve su tuzludur. Bunu kullanamayacağını söyleyince Sarıkız suyu döker ve Kaz avlusu yaylasındaki pınardan su doldururken baba olayları takip etmektedir. Tatlı su ile abdest alırken, gözleri yaşlı olarak yaptığı hatayı anlar ve “Kızım sen ermişsin, beni bağışla köylüye uyup iftiralara inandım, seni koruyamadım beni bağışla diye hıçkırır.” Sarıkız, ”Baba benim evliya olduğumu söylemeyecektin, artık ben bu dünyada duramam, köylüye git masum olduğumu söyle, bedduamdan dolayı üzgünüm der ve göğe yükselir.”

Baba utancından ve kızını kaybetmekten dolayı çılgına döner, şu an Askeri radar olan 1750 metredeki tepeye ağlayarak koşar, Bu arada dağı koyu siyah bir sis kaplar. Ertesi günü dağa çıkan çobanlar baba ve kızı ayrı tepelerde ölü olarak görürler ve tekrar köy halkıyla geldiklerinde, ikisi birden göğe yükseldikleri için göremezler ve defin işlemini yapamadıkları için ve utançlarından birer taştan türbe yaparlar...

Her yıl Türkiye’mizin çeşitli bölgelerinden gelen köylüler, Ağustosun son haftası dağda çadır kurarlar, Sarıkıza sahip çıkarak dualar edip adaklar adarlar, gençlerin kalplerine yeni aşk filizleri yeşerir, kurbanlar kesilip ikramlar yapılır. Mumlar yakılır.

Sarıkız ve Kapanca mevkilerinde yapılacak etkinlikler gece konaklamalı veya günü birlik çıkmalı olarak 10 gün devam etmiş, etkinlik sırasında Milli parkın doğal kaynak değerlerine zarar verilmesi, gelişi güzel ateş yakılması, Milli Parkın kaynak değerleri olan ve şifalı bitki olarak değerlendirilen Kekik, Adacayı, diğer otsu bitki ve çiçeklerin toplanması ve ağaç kesilmesi ve özellikle gelişi güzel orman  içerisine çöp bırakılması kesinlikle yasak olmasına rağmen bu konu sene alınan tüm önlemlere rağmen pek başarı olduğu söylenemez.

KAZDAĞLARI Milli park içerisinde bulunan Sarıkız türbesi Türkiye ve dünyanın her yöresinden gelen inançlı insanların ziyaret ettiği dertlerine derman diledikleri kutsal mekanı yılın 12 ayı Alan kılavuzları eşliğinde ziyaret edebilirler.

HAŞMET DEMİRBİL

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 7 = ?