Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

Doğal Denge ve Salgın

Bu haber 1942 kere okunmuş. 07/04/2020

ÇEVRE GÜNDEMİ

 

Değerli dostlar, coronavirüs salgını nedeniyle olağanüstü günler yaşıyoruz. Bilim insanlarının ifade ettiklerine göre, şu anda insanlık tarihinin gördüğü en önemli salgınlardan birisiyle karşı karşıyayız. Bu salgınla beraber, tüm ülkelerde yaşama dair hemen her şey, biranda değişiverdi. Yaşam tehdit altında olunca, günlük üretim ve tüketim anlayışı da, yaşam alışkanlıkları da anında farklılaştı. Salgının, Çin’den başlayıp Asya kıtasına yayılması 36 saat, diğer kıtalarda görülmesi ise sadece 2 hafta sürdü. Çünkü, günümüzde dünya artık çok küçük ve uçakla ulaşım yoğunluğu, salgının hızla yayılmasının da en önemli aracı oldu. İnsan bedenlerinde gizlenerek seyahat eden virüs, dünyanın her tarafına yayıldı. Daha önce sadece bilimkurgu filmlerinde görüp, hayretle izlediğimiz olayların benzerlerini, bir anda hepimiz yaşamaya başladık. Bilimkurgu, günlük yaşamının ta kendisi olup çıktı.

İnsan türü, hala kendisini tüm yaşamın ve dünyanın sahibi sanıyor ama aslında bu gezegeni pek çok başka canlıyla paylaşıyoruz. Bu canlıların bir kısmını görüyoruz. Kuşlar, kedi ve köpekler, koyunlar, zeytin ağaçları, çamlar, çiçekler, böcekler ve diğerleri hepsi çevremizde. Bir kısmını ise göremiyoruz. Mikroplar, bakteriler ve virüsler de böyle. Fakat göremediklerimiz de bizimle, yaşamın ya da bedenimizin içindeler. Aslında yaşam dediğimiz döngü, görebildiğimiz ve göremediğimiz bütün bu canlılarla ne kadar uyumlu bir denge kurarsak, o kadar makul düzeyde seyrediyor. Doğal denge bozulunca da, yeni bir denge oluşana kadar, her şey alt üst oluyor.

Bu doğal dengeyi bozan ise, her zaman insan türüdür. Bu sefer de öyle oldu, virüs kendiliğinden harekete geçip, insan türüne saldırmadı. Buna vesile olan yine insanlardı.. İnsan türünün avcı-toplayıcı olduğu günler ile günümüz arasında, öyle sanıldığı gibi çok uzun bir süre de yok aslında. Dünyamız 4,5 milyar yaşında ve ilk insan topluluklarının tarımsal üretim yapmaya başlamasıyla günümüz arasında ise sadece 12.000 yıl var. Bu kadar kısa bir sürede, dünyadaki insanların sayısı 7,4 milyara gelip dayandı bile. İnsan türü için en önemli gereksinim ise gıda. Bugün dünyada yaşayan 7,4 milyar insanın 1,4 milyarı, yani yaklaşık beşte biri Çin’de yaşıyor. Bu nüfus yoğunluğu nedeniyle, Çin’de sürekli olarak yetersiz gıda sorunu yaşanmış. Tarihsel süreçte bunun pek çok kritik örneği var. Örneğin 1959 ile 1961 arasında yaşadıkları Büyük Çin Kıtlığı’nda, açlığa bağlı ölümler 36 milyon kişiye kadar ulaşmış. Sonuçta, artık orada aklınıza gelen ve gelmeyen her şey, yiyecek olarak tüketiliyor. Aşırı nüfus nedeniyle, doğal yaşam alanlarını insanlar istila ediyor ve ekosistemi bozarak, bazı türleri de yok ediyorlar. Çok büyük kamu yatırımları, barajlar, madenler de bu dengeyi bozan diğer faktörler.

Virüsler ise, kendi başlarına canlı değiller. Yaşamak ve çoğalmak için bir canlı organizmaya parazit olarak yerleşmek zorundalar. İnsan türünün doğayı istilası sonucunda, virüslerin doğal ev sahibi olan hayvanlar veya bitkiler ortadan kaldırılınca, virüsler de yeni ev sahipleri aramaya başlıyorlar. Varlıklarını sürdürmek uğruna da, değişim geçiriyorlar. Coronavirüs salgınında, yarasalar üzerinde kendisine yaşam alanı bulmuş olan bir virüsün, bu anakonakçısından başka bir türe, yani arakonakçıya, oradan da insanlara geçtiği tahmin ediliyor. Daha önce yaşanan MERS virüs salgınında develer, SARS’da ise misk kedileri arakonakçı olmuşlardı. Bu sefer ise coronavirüste anakonakçının yarasalar olduğu kesin, fakat arakonakçı henüz netleştirilemedi. Fakat tartışılmaz olan şu: virüsün konakladığı canlıları öldüren insanlar, bu kez de virüsün yeni yaşam alanı, tabir yerindeyse yeni ev sahibi haline gelmiş oldular. Ancak bu seferki virüs çok ama çok hızlı yayılıyor. Ele geçirdiği insanda, hızla boğaz ve akciğer bölgesine yerleşiyor. Çok çabuk çoğalıyor, ürüyor ve aynı hızla da ölüyor. Ancak bu hızlı süreç, virüsün yerleştiği insan bedeninde akciğer tahribatına ve ölümlere yol açmaya yetiyor. Üremiş olan yeni virüsler ise, bu kez kendilerine yaşamlarını sürdürecekleri yeni bedenler aramaya koyuluyorlar. Salgın dediğimiz süreçte yaşanan bu. Özetle, Çin’de bu salgının ortaya çıkmasının nedeni, yetersiz gıda üretimi nedeniyle, insanların giderek daha fazla vahşi yaşamdan beslenme yoluna gitmesi oldu. Virüslerin ev sahibi olan yarasaları veya bir başka canlıyı öldürenler ve yiyecek yapanlar, vahşi yaşamın ticaretiyle uğraşanlar, stoklayanlar ve satanlar, bu tür yeni bulaşıcı hastalıları da tetikliyorlar ve yayılmasına vesile oluyorlar.

 

Teorik olarak bu tür virüsleri laboratuarlarda üretmeyi denemek de mümkün elbette. Fakat, bir canlı üzerinde yaşam alanı bulan özel bir virüsü, başka bir takım canlılara aktararak mutasyon geçirmesini sağlamak ve oradan da insanlara ulaştırmanın yöntemini bulmak için gereken milyonlarca test, hem onlarca yıl alacaktır ve hem de bu kadar büyük bir işi, bu çağda hiç kimseye duyurmadan sürdürüp sonuçlandırmak mümkün değildir. Bu çalışmalar sırasında mutlaka bir Julian Assange çıkacaktır ortaya. İnsanları bu yöntemle kitlesel olarak öldürmeye niyetlenen devasa bir örgütlü kötülük, bu kadar gizlilikle işini yürütemez çağımızda. O nedenle komplo teorileri üretmenin, kahvehane muhabbeti ile bu küresel tehdidi açıklamaya kalkışmanın, hiç kimseye pratik bir faydası da yoktur. Sadece gevezeliktir.. Üstelik, Çin’e haksızlık da yapmayalım. Bu tür virüslerin ortaya çıktığı ve yayıldığı tek coğrafya orası değil ki dünyada. Afrika’da, Avustralya’da ve Güney Amerika’da da, buna benzer salgınlar ortaya çıktı daha önce. Sebep ise hep aynıydı. Gıda gereksinimi nedeniyle, insanların vahşi yaşam türlerine yönelmesi yarattı bu salgınları. Vahşi doğal yaşamı, insan sofrasına bu kadar fazla yaklaştırmanın kendisiydi asıl sorun.

 

O nedenle, şimdi artık hurafelere, söylentilere ve boş yere vakit geçirmeye hiç ihtiyacımız yok. Dünya halen tek ve ortak evimiz. Evimizde, şimdi insanlar ile bu virüs, ölümüne bir savaş yapıyorlar. Dil, din, renk, ırk, yaş, cinsiyet farkları önemli değil bu savaşta. Virüs yaşamını sürdürmek için bulduğu her insana yerleşmeye, orada üremeye ve çoğalmaya uğraşıyor. Buna karşın, bütün ülkeler de kendi yurttaşlarında hastalığın yayılmaması, virüsün izole edilmesi ve yaşamın devamının sağlaması için çabalıyor. Bu yüzden, ülkeler peş peşe sınırlarını kapatarak, sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. İnsan türü, bu virüse karşı bir aşı ve ilaç buluna kadar,   zaman kazanmak zorunda. En az ölüme izin vererek, yaşlılarını koruyarak, hastanelere yığılmayı ve mevcut sağlık sisteminin çökmesini önleyerek zaman kazanmak zorunda üstelik. Meseleye böyle bakalım. İnsanların, kitleler halinde virüse yakalanma süreci zamana yayılmak zorunda. Yoksa kaos olur. Bunu yapabilmek için de herkesin evinde kalması en güvenli yol.. Şimdilik 65 yaş ve üstü ile kronik hastalığı olan yurttaşların sokağa çıkması yasaklandı. Bu yazı yayımlandığında, belki de herkese yasak getirilmiş olacaktır. Elbette bu halin birçok sakıncası da bulunuyor. Çok da adaletli değil. Fakat, virüsün yayılmasının kontrolden çıkmaması için, bu zorunlu bir önlem.. Bu dönemi, ihtiyaç duyanlara devlet yardımlarıyla, risk altındaki mesleklerin özel olarak korunmasıyla, kural ve yasaklara hep birlikte uymakla, toplumsal dayanışmayla ve fırsatçılık yapanlara izin vermemekle aşmamız mümkün. Süreci eleştirmek kadar, katkıda bulunmak da her yurttaşın görevi olmalı. Elbette, yaşanan sürece dair bir hesap sorma zamanı da vardır ki onu da normale döndükten sonra yapmak çok daha isabetli olacaktır.

 

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 9 = ?