Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“Doğru Karar ve Halkın Katılımı”

Bu haber 120 kere okunmuş. 13/07/2021

Değerli dostlar, Dalyan’da son dönemdeki gelişmeler ilginç bir sürece girdi. İlçemizin sahil kesiminde yıllar boyunca genişleyen yazlık konut imalatı neticesinde, Edremit Çayı’nın denize döküldüğü bölgede dar bir alana sıkışan Dalyan sulak alanı ve sazlıkları, yeni ve farklı projeler sonucunda tümüyle ortadan kalkmak üzere.

İlk girişim, Edremit Çayı’nın güneyinde bulunan ve 2018 yılı sonunda tapusu verilmiş olan Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (ETDİOSB) oldu. Kamu öncülüğündeki bu girişimin amacı, sembolik bir bedelle Hazine’den devir alınan 640 dönüm arazi üzerinde, seralar kurulması ve çiçek yetiştirilip satılması. Şüphesiz hayırlı bir iş Edremit için ama konumu yanlış belirlendi. Çıkrıkçı ovasında, sahile yakın olmayan bir konumda kurulabilirdi. Malum, bu bölge eskiden bir sulak alandı. Sonra mera olarak kayda alındı, şimdi de mera vasfını yitirdiği tespitiyle OSB yapılabileceği kararı verildi. Sadece DSİ’nin bir şartı vardı buraya izin verilirken: Edremit Çayı’nın taşkın alanında olduğu için 2 metre kadar dolgu yapılması gerektiği söylendi. İşte şimdilerde bu dolgu yapılıyor. Ama ne dolgu? Ne ararsanız var içinde: moloz, hafriyat, kalorifer atığı, plastik ve çöp, bahçe budama atığı ve hatta derelerden çıkartılan balçıklar. Daha şimdiden yaklaşık 20.000 kamyon kadar dolgu yapılmış durumda alana. Sadece Edremit’ten değil, Burhaniye’den de dolgu malzemesi getiriliyor buraya. Bu işlemler daha yıllarca sürecek muhtemelen. İmalat yapacak ortaklar da belirlenince ETDİOSB’nin üretime geçmesine başlanacak. Fakat halen bu alanın vasfını değiştirmeye niyetlenenlerin olduğu da söyleniyor. Bakalım, yaşayıp göreceğiz gelişmeleri. Diğer yandan, popülist bir yaklaşımla ve aradan 2,5 sene geçtikten sonra, bu alan için dava açmaya girişenler de var. Fiziki değişimi geri döndürebilmek nasıl mümkün olacak, bunu anlamak ise pek mümkün değil.

İkinci girişim, Edremit Çayı’nın kuzey tarafındaki üç adet Hazine arazisinin satılmak istenmesi oldu. Zaten yıllardır herkesin gözü üzerlerindeydi buradaki arazilerin. Her sene kimin alacağı veya ne yapacağıyla ilgili çeşitli söylentiler dolaşırdı. Sonunda, Çevre Bakanlığı’nın oluru ile Hazine Bakanlığı tarafından bir sözleşme ile Balıkesir B. Belediyesine şartlı ve süreli olarak “rezerv konut alanı” olarak devredildi bu araziler. Şart belli, satış bedelleri kentsel dönüşüme harcanmak üzere bir özel hesapta toplanacak. Süre de belli, Balıkesir B. Belediye Meclisi sözleşmeyi onayladıktan sonra 3 yıl. Balıkesir’in genelindeki 2.000 dönüm bu türden arazilerin devri için onay ise 2020 Şubat’ında oybirliğiyle verildi Belediye Meclisi’nde. Kimse “bu sözleşme yapılmış ama para nerede kullanılacak?” diye sormadı o aşamada. Bir yıl sonra, 2021 Şubat’ında bu soru gündeme geldiğindeyse ortalık karıştı. Edremitliler de sormaya başladılar haklı olarak “arazilerin çoğu bizim ilçede, parasıyla bize mi yatırım yapılacak?” diye. Bu soruların cevabı hala çok net değil. Zaten ortada somut bir proje de yok. O vakit, Balıkesir B. Belediye Meclisinde imar değişikliği ve satışa ne amaçla karar verileceğinin yegane yanıtı, finansman ihtiyacı olarak çıkıyor karşımıza. Arazilerin satışından toplanan para önce Ankara’ya gidecek, sonra Balıkesir’in tamamındaki kentsel dönüşüm işleri için gerektikçe geri alınıp harcanacak. Bu girişim ve sonuçları, şimdi Belediye Meclisi’nin vereceği kararla belirlenecek.

Üçüncü girişim ise, son günlerde adından sıkça söz edilmeye başlanan bir özel konut alanı oldu. Tamamı özel mülk olan ve ucuzken çeşitli şahıslardan toplanan 620 dönüm kadar arsa var burada. Sulak alan olduğu için düne kadar pek para etmiyordu. Büyükşehir Belediyesi’nin eli Dalyan’a dokunmaya başlayınca, burada bir şirketin topladığı arsalar, farklı bir yöntemle pazarlanmaya girişildi. Yurtdışında abartılı reklam videoları yayımlanarak, bu arsalar ağırlıklı olarak gurbetçilere satıldı. Reklamlarında sorunlu bir sulak alan değil, adeta bir yeryüzü cenneti gösteriliyordu. Bir milletvekili, bir ses sanatçısı ve bir inanç önderinin katılımıyla çekilen bu reklam videolarının hedef kitlesi olan gurbetçiler, bu girişimin bir fırsat yatırımı olduğuna karar vererek görmedikleri bu arsalara Almanya’dan parayı bastırıp satın aldılar. Şimdi bu sulak ve bataklık arazilerin üzerine 200 konutluk bir tatil site yapmak istiyor şirket. Edremit Belediyesi’nin inşaat ruhsatı verme sürecinin de yakın zamanda sonuçlanacağını söylüyor şirket yetkilileri. Sonraki süreç, konut imalatı ve altyapı işleri biraz sancılı olacak muhtemelen. Çeşitli drenaj sorunlarıyla dolu bir arazi burası. Sabır gerektiren uzun bir süreçte, epeyce sıkıntılar yaşayacak bu arsaları alanlar. Arazisi kadar sahili de sorunlu buranın. Körfez’in sonundaki bu sahiller kamu malı, doğal koruma alanı, denizi çok sığ ve balçık. Sonuçta böyle bir alanda tatil sitesi inşa edilmesinin ne kadar isabetli olacağını göreceğiz. Edremit’in altyapısı zaten yetersizken, kamu kaynaklarının bir kısmının da bu yeni yerleşim için mi ayrılacağı şimdiden soruluyor. Akçay’ın tamamına yayılan çarpık kentleşme, artık Edremit Çayı’nın güney tarafına da mı yayılacak? Sulak alanın bu bölümü de yok mu edilecek? Bunlar gerçekten zor sorular ve ne yazık ki yanıtını veren, kamuoyunu aydınlatan bir kurum da yok ortada.

İşte böyle dostlar, bu üç girişim de gerçekleşirse Dalyan’dan geriye bir şey kalır mı? Bu yatırımların hazırlığını en son duyan ve şimdi bu soruları soran ise yine vatandaşlar oldu. Çünkü kararlara halkın katılımı hayata geçmiyor kentimizde. Çok daha önceden bu girişimlere vakıf olan yöneticilerin, makul açıklamalar yapması bekleniyor şimdi. Zira onların bir kısmı, seçimle gelenlerden oluşuyor. Vatandaş da haklı olarak onlara soruyor. Mesela bu tatil sitesi örneğinde, yapılar tamamlanır da oturma ruhsatlarını isteme noktasına gelinirse, BASKİ’ye müracaat edip kanalizasyon ve içme suyu hatlarını istenmeyecek mi? Bu durumda BASKİ bütçesi, bölgede yıllardır talep edilen arıtma tesislerine mi, yoksa bu sitenin kanalizasyonuna mı ayrılacak, öncelik hangisinin olacak? Zor bir tercih değil mi? Yağmursuyu direnajı yatırımını Edremit Belediyesi bütçesine ne zaman koyacak? Evler bitecek, alt yapı sonradan mı gelecek yine? Her sıkıntılı durumdan sonra karayoluna taşan Orjan kanalizasyonu gibi, buranın kanalizasyonu da sorunlu mu olacak? Peki bu yeni tatil sitesine inşaat izni verilince, Büyükşehir’in tasarrufuna giren arsalar için de zımni bir kabul anlamına gelmeyecek mi? Bunları bilmiyoruz ama tahminlerimiz de var elbette.

Gördüğünüz üzere dostlar, yerel yönetimlerin ve kurumların farklı sorumluluk alanları var, her biri kendi işini yapmakla yükümlü ama birbirlerini tamamlamıyorlar. Aksine bazen rakip gibiler. O nedenle, Edremitliler kendi haklarına sahip çıkmalı. Halkın yönetime katılması ve birinci elden denetlemesi yöntemleri daha iyi çalışmalı kentimizde. Tek yöntem, seçimden seçime halkın tercihini ifade etmesi olarak kalırsa isabetli karar alınması zor oluyor. Mahalle meclisleri, kent konseyleri, danışma meclisleri, kamuoyu yoklamaları ve somut sorunlarda halk oylamaları gibi yöntemler de devreye alınmalı. Şehri yöneten seçilmiş ve atanmış yöneticilerinin karar alma süreçlerine, halkın katılımı bu şekilde sağlanırsa, yanlışların da önüne geçilecektir. Tavşantepe’deki anfitiyatro, Çamtepe’deki camii iskeleti, Akçay girişindeki Olive City, yeni hastane yeri gibi olumsuz örnekler de azalacaktır. Halkın parası, yetersiz projelendirilmiş veya iyi etüt edilmemiş yatırımlara harcanmayacak, doğa da korunacak, geleceğimiz de düşünülmüş olacaktır. Dalyan için atılan ve atılacak adımlar, dilerim öncekilere benzemez bu sefer. Dalyan’dan geriye kalan araziler için bu kez halkın talepleri de mutlaka dikkate alınmalı. “Yapın” veya “satın” denilmeden önce, gerekiyorsa bazı kararlar için halkın önüne referandum sandığı bile konulmalı. Başka Dalyan yok, kalmadı. Kalanı korumak da artık çok önemli.

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 2 = ?