Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

Rüzgar Enerji Santralleri Konusu

Bu haber 113 kere okunmuş. 26/10/2021

 

Değerli dostlar, Norveç’e ve oradaki azınlık Sami halkına dair bir haberi paylaşarak başlayacağım bu haftaki sohbetimize. “Nereden çıktı, kim bunlar?” demeyin, konu ilginç gerçekten. Sami halkı, Norveç'in yanı sıra İsveç, Finlandiya ve Rusya'ya yayılan ve toplam nüfusunun 100 bin kişi olduğu tahmin edilen göçebe bir halk. Önemli bir kısmı, eti ve kürkü için ren geyiği besiciliği yaparak hayatlarını sürdürüyor. Yani bu insanlar ile ren geyiği sürüleri birbiriyle özdeşleşmiş durumda yüzyıllardır. The Guardian Gazetesi’nin aktardığı habere göre, Norveç’in Yüksek Mahkemesi işte bu halkın müracaatı üzerine, ülkelerinin batısında kurulmuş olan RES’lerin ren geyiği çobanlarına zarar verdiği kararına varmış. Durumun, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini söyleyerek, bakanlık tarafından türbinlerin inşası ve işletilmesi için verilen lisansların da geçersiz olduğunu duyurmuş. Sami halkının avukatları, bu kararın Fosen yarımadasında yer alan ve Avrupa’nın en büyük RES alanlarından birisi olan, yapımı ise geçen yıl tamamlanan 151 türbinin yıkılabileceğini öngördüğünü söylemişler. Norveç Petrol ve Enerji Bakanlığı’nın alacağı kararlar bekleniyormuş şimdi. “Niye yapıyorlar bunu?” diyenleriniz olacaktır şüphesiz. Öyle ya, pek çok ülke fosil yakıtların kullanımından uzaklaşıp, atmosfere yaydıkları sera gazlarından kurtulmak için rüzgar enerjisine yönelirken, Norveç niye kurulmuş rüzgar türbinlerinin yıkılmasına karar veriyor ki? Cevabı çok basit aslında. Bu karar, herkesin yaşamına saygı gösterme hususunda adil davranmaktan başka bir amaca yönelik değil. Evet, Norveç’e RES’ler gerekiyor ama Sami halkının ve ren geyiklerinin de yaşam hakları var. Kararın nedeni sadece bu. Takdir edilmesi gereken, eşitlikçi bir karar. Şirketin zararı, bakanlığın yanlışı vb. demeden, “burada RES olmaz” kararı verebilmek çok önemli. Bakın “RES yararlı veya zararlı” denilmiyor, bakanlığın enerjide RES tercihine de müdahale edilmiyor. Sadece “bu bölgede olmaz” diyor Norveç’teki yüksek mahkeme. “Bir avuç insanın ve onların ren geyiği sürülerinin yaşam hakkına zarar verecek olan bir yatırım kararı geçerli olamaz” diyor.

Küresel iklim krizinin ulaştığı boyutu ve enerjide alınması gereken zorunlu dönüşüm kararlarının önemini, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın ve yerine konulacak doğal ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının zorunluluğunu, daha önce bir çok kez dile getirmiştim hatırlarsanız. Bu çerçevedeki en değerli kaynakların güneş ile rüzgar olduğu da açık. Hiçbir ülkenin bunlara “karşı” olma lüksü yok artık. Norveç örneği bunları tartışmıyor, sadece bu yatırımların “birilerine rağmen” olamayacağını, bir zorunluluğu gerekçe göstererek başkalarının aleyhine bir durum yaratılmasının mümkün kılınamayacağını söylüyor. Bu önemli bir tespit. Aynı şekilde RES’lerde seçilen teknolojiyi tartışmak, fayda-maliyet mukayesesi yapmak vb. de önemli. Her ülke, tüm bu hususlara iyice dikkat etmek suretiyle kararlarını vermek zorunda. Hem ülkeler için ve hem de gezegenimiz için önemli bu tercihler. Ülkeler, sadece kendi çıkarını ve ihtiyacını önceleyerek karar almaya kalkarlarsa, küresel bir dönüşümün gerçekleştirilmesi de hayal olacaktır. Bu nedenle, Norveç yüksek mahkemesinin kararındaki incelik, çok dikkat çekici bir saptamayı içeriyor.

Peki, bizde durum ne? İsterseniz bir örnek olay olarak “Duygu Rüzgar Enerji Santrali” projesi üzerinden bakalım buna. Eybek Dağı ile öne çıkan bu projenin ÇED dosyası 03.09.2018’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunuldu. Bakanlık başvuru için değerlendirmesini yaptıktan sonra 25.10.2018’de Balıkesir ve Çanakkale illerinde “halkın katılım toplantıları” yapılmasına karar verdi. Çanakkale’deki toplantıya görevlilerden başka hiç kimse gitmedi. Balıkesir’deki toplantıya katılım ise yoğundu ama halk “projeye karşı olduğunu ve bilgilendirilmek istemediğini” söyledi kısaca. Bu net duruşa rağmen süreç devam ettirildi. 27.05.2019’da Bakanlık, toplayabildiği önerilerle birlikte dosyayı İnceleme Değerlendirme Komisyonu’na(İDK) iletti. Burada, 75 adet olması planlanan türbin sayısı, kapasite değişmeksizin 40 adete indirildi. Şirketin diğer varsayımlarında ise hiçbir değişikliğe gidilmedi ve nihai dosya 29.08.2019’da Bakanlığa sunuldu. Kontrol işlemleri de bitirilince, dosyanın on günlük askı süresi başlatıldı. 31.12.2019’da da Bakanlık “ÇED olumlu” kararını açıkladı… Bu sonuç haliyle bölge halkını ve çevrecileri tatmin etmedi. O nedenle 21.02.2020’de Balıkesir 1. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması ve iptali davası açtılar. Temel varsayımları çok basitti. Kullanılacak teknoloji ve yer seçimi uygun olmak kaydıyla RES’lere karşı olmadıklarını; ancak Eybek’te rüzgar türbinleri kurmak isteyen Polat Enerji A.Ş.'nin, sadece % 10 hissesinin yerli girişimci olan Adnan Polat ve ailesine ait olduğunu, % 45 hissesine sahip Kanadalı Genev Enerji ile diğer % 45 hissesine sahip Fransız EEN-TK Holding isimli yabancı firmalarının ise, kendi ülkelerinde böyle bir ormanda RES kurmalarının asla mümkün olmadığını, oysa Eybek’e gelebildiklerini söylediler. Asıl hedeflerinin, bu alandan sadece 10 km yeraltı kablosu döşeyerek, ulusal sisteme enerjiyi satmak olduğunu, dolayısıyla ormanın ve su kaynaklarının tahribine pek dikkat etmediklerini ifade ettiler. Mahkeme, durumu uzmanlarının incelemesi için 9 adet bilirkişi tespit etti. Bilirkişi heyeti 18.09.2020’de keşif incelemelerini yaptılar. Fakat, şirketin ÇED dosyasında her türbin için 1.552 m2 ve ayrıca ulaşım yolları da olmak üzere toplam 245.000 m2 alan kullanacağını ifade edilmiş olmasına rağmen, yaklaşık kaç ağaç keseceğini bile ifade edememesini; su kaynakları ve yeraltı suları için bilimsel bir raporun olmamasını dikkate almaksızın, “dosya formata uygundur ve şirketin verdiği taahhütler yeterlidir” diyerek oybirliğiyle olumlu bir rapor verdiler. “Neden Eybek, başka uygun yer yok mu?” ve “teknoloji uygun mu?” sorularına ise yeterli yanıt verilmedi. Ancak, mahkeme bu bilirkişi raporunu yeterli buldu ve 14.08.2021’de davayı sonuçlandırdı… Halk ve çevreciler, bu kez 31.08.2021’de dosyayı Danıştay’a götürdüler, yürütmenin durdurulması ve kararın iptalini bu yüksek mahkemeden istediler. Burada ise başka bir durum çıktı ortaya. Danıştay 6. Dairesi’nin 15.10.2021 tarihli yazısı ile şirket avukatının dosyaya giren dilekçesinde, kendi müracaatları sonucunda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 14.01.2021 tarihinde önlisansın iptal ettiği hususu öğrenildi..! Şimdi ne olacak dersiniz? Şirket “dünyamız bu haldeyken, ormana RES yapmanın utancına katlanamayız” deyip (!) vazgeçecek mi acaba bu projeden, yoksa yeni bir ÇED dosyası ile Bakanlığın kapısını mı çalacak? İzleyip göreceğiz.

İzleyelim ama bu süreçler ülkemizde ne kadar da karmaşık, bakar mısınız? Norveç’te kestirmeden gidip, çobanlar ve ren geyikleri nedeniyle bir karar verilmiş. Peki, neden bizde arıların, kuşların, inek ve keçilerin, zeytin sineği avlayan yarasaların, zeytinle uğraşan veya kestaneye giden köylülerin, Eybek’in suyunu içen Edremit ve Havran sakinlerinin, her şeyden önemlisi de binlerce ağacın hakkı gözeterek bir karar verme yoluna gidilmiyor? Neden, atmosfer bunca sera gazıyla kirletilmişken ve Eybek’te en iyimser tahminle 160 - 200.000 adet ağacın kesilmesi söz konusuyken, bunun bölgede karbondioksit emilimi azalacağını dikkate alarak bir karar verilmiyor? RES’lere yer mi yok? Çıplak, kayalık ve ormansız tepelerle dolu her yanımız, neden Eybek’teki ısrar araştırılmıyor? Ya şirket taahhütlerini yerine getirmezse, güvencemiz nedir binlerce ağaç gittikten sonra? Ne dersiniz dostlar, karar verme sürecimizde yanlış dizayn edilmiş bir şeyler mi var yoksa?

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

3 + 2 = ?