Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

HALKÇI BELEDİYELERDE HALKÇI DAYANIŞMA

Bu haber 181 kere okunmuş. 13/01/2021

“Komşu komşunun

külüne muhtaçtır.” 

bilinen bir atasözüdür.

Yan yana ve de birlikte

yaşanılacaksa bir yerde,

başka bir yolu da yoktur.

Komşu komşuya mecburdur.

Bu ünlü, güzel atasözüyle;

dar ve de sıkışık zamanlarda,

eksik olanın tamamlanmasında,

bulunmayanın karşılanmasında,

sıkıntı ve zorlukların aşılmasında,

bir arada-birlikte ve dayanışmayla,

yan yana, omuz omuza durmanın;

güç birliği ve de iş birliği yapmanın

gereği, zorunluluğu anlatılmakta.

İşte dava, buradan yararlı dersler

çıkarmak ve çıkarılan sonuçları,

hem toplumsal, hem de siyasal

yaşama taşımakta, aktarmakta.

Toplumsal yaşamla siyaset,

iç içe ve de ayrılmaz durumda.

Toplumsal yaşam, siyaseti etkilerken;

siyasetse toplumsal yaşamı belirlemekte.

Ekonomiden sağlığa, eğitime ve kültüre,  

toplumsal yaşamı şekillendirmekte.

Bugüne ve geleceğe yön vermekte.

İşte buradaki can alıcı nokta ise  

”hangi siyaset” ile?

Biri iktidar, diğeri muhalefet elbet.

Ülkede 18 yıldır aynı iktidar varken;

muhalefetteki de “halkçı siyaset.”

Bunun çeşitli sebepleri  var elbet.

Ama en başta geleninden biri de,

halkçı “dayanışmacı” siyaset.

Nasıl yani?

Dünyada popülist sağ siyaset

gücünü, sermaye ile birlikte

“inanç” ve de “milliyetçilik”

istismarından almaktayken;

halkçı-toplumcu siyaset ise;

toplumsal dayanışmacılıktan;

toplumla “dayanışma”dan...

Bir de “iç dayanışması” vardır;

işte o olamazsa, havasını alır!

Öyle kritik zamanlar yaşanır ki;

ülkenin içindeki o ağır durumun,

halkçı siyasete ihtiyacı olduğu ölçüde;

halkçı siyaset de kendi çerisindeki

dayanışmaya öyle ihtiyaç duyar.

Halkçılık, geldiği yerel yönetimde,

dayanışmacı yönetim anlayışı ile

halkla, toplumla ve yurttaşlarla

güçlü bir dayanışma ortaya koyar.

Bunu ilkelerinden aldığı güçle,

yaşamın her alanına yayar.

Çünkü halkçı siyaset, halk için,

halkla birlikte, halk yararına

emek ve çaba harcar.

İçinde bulunduğumuz koşullarda,

ülkemizin birliğini, bütünlüğünü;

Cumhuriyetimizi ve demokrasiyi;

insan temel hak ve özgürlüklerini;

iç barışı, huzuru, insanca yaşamı,

adaleti, hakkı ve hukuku hakim

kılabilmek için güzel ülkemizde;

halkçı siyasete yani halkçılığa,

çok büyük ve önemli görevler,

sorumluklar düştüğü açıktır.

Bu görev ve sorumluluğun

başarısı, halkçılığın gereği

olan “iç dayanışmaya” bağlıdır.

Bir sonrası, halka dayanışmadır.

Halkçı siyaset özellikle yerelde,

bütünü görememe, dar bakma,

bütünü parçalara feda etme gibi;

daraltıcı, anlık çıkar hesapları ile

davranıp, ötekileştiren, dışlayıcı,

yaklaşımlarda da bulunmaz.

Yerelde herkes, birbirileriyle

her an yüz-göz olduğundan,

değerler, kolayca aşınmakta.

Kişilerin var olan yetenekleri,

yeterlilikleri ve nitelikleri

kolayca yaralar almakta.

Böyle durumlarda ortalığı,

“siyaset esnaflığı” sarmakta.

Giderek “toplum yararı” yerini,

dar, çıkar hesapları almakta.

Çıkarlar kolayca çatışmakta. 

Tahribatlara yol açmakta.

Dayanışma içinde toplum

yararına davranmak yerine 

“amansız rekabete” tutuşup,

neredeyse kıran kırana

vuruş(ul)makta!

Kimileri de kendi kişisel

iktidarlarını yaratma peşinde

ha bire  boğuşup  durmakta!

Israrla tahripkar davranmakta.

Yozlaşma, çürüme başlamakta.

En kötüsü de bu durumlarda

kaliteye rağbet olamamakta;

çapsızlık her tarafı sarmakta,

arslan kediye boğdurulmakta!

Bütün bunların karşısında,

yerel yönetimlerdeki halkçı

yönetimlerden beklenen,

gereken “iç dayanışma”dır.

Bunun da sağlanmasında,

nasıl ki komşu komşunun

külüne de bile muhtaçsa;

halkçı da halkçının mutlaka

“dayanışmasına” muhtaçtır.

Bu, elbet kaçınılmazdır.

Ancak görünen o ki;

gereken irade vardır.

YAVUZ CEMİL YAVUZ

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 1 = ?