Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

FAHRİYE VE ATIF İPEKÇİOĞLU

Bu haber 2379 kere okunmuş. 25/02/2020

“ATIF İPEKÇİOĞLU VE FAHRİYE İPEKÇİOĞLU”

 

Ülkemizin eğitim çınarları. Emek verip yetiştirdikleri öğrencileri, öğretmen olarak şimdi dağıldıkları yerlerde geleceğimizin daha bilinçli, yurtsever çocuklarını yetiştiriyorlar. İpekçioğlu çiftinin yetiştirdiği öğretmenler ile öylesine bütünleşmişler ki, Fahriye İpekçioğlu hala daha öğrencileri ile iletişimde. Diyarbakır ile bağlarını koparmadı. Geçen yıl Diyarbakır /  Bismil ilçesi Türkmenhacı Köyü İlkokulu için bir seferberliğe katkı sundu. Muhteşem bir kitaplık kurulmasında emek harcadı. İzmir'den kalkıp Türkmenhacı Köyü'ne gitti. Eski öğrencilerinden bazıları ile kucaklaştı. Kurulan kitaplıkta eşi Prof. Dr. Atıf İPEKÇİOĞLU'nun ruhunu şad etti. Birlikteliklerinin başlayışını ve hayatının akışını değiştiren, güzel günlerin çok olduğu zamanları anarak, Fahriye İpekçioğlu o yılları şöyle anlattı: "Eşim Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde Esat Egesoy'un asistanı idi. Doktorasını tamamlarken Fizik Bölümü'nde de mühendisliğini tamamlamaya çalışıyordu.Çok sevdiği Fizik hocası Berki Yurtsever "Diyarbakır'da Üniversite kurduk ama sizin gibi Atatürkçü öğretim üyeleri bulup gönderemiyoruz, sizi göndersek eşinle birlikte gider misiniz?" deyince kabul ettik.

Eşim Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi'ne ben de 1976'da 3 yıllık Eğitim Enstitüsü'ne atandık. Orası da yurdumuzun bir köşesi diyerek yollara düştük. Ankara'da o zamanlar "orada İstiklal Marşı okutulmuyor,bayrak asılamıyor,hatta şehre girerken pasaport soran teröristler sizi karşılıyor" gibi ürkütücü söylentiler vardı. Diyarbakırda lojmana yerleşirken de halktan,çevreden gördüğümüz insanca davranış ve yardımlardan söylentilerin doğru olmadığını kendi gözlerimizle gördük.Görevlerimiz güven içinde devam ediyordu. Öğrencilerimizle sevgi yumağı oluşturmuştuk.Fen Fakültesi'nde eşim Prof. olduktan sonra da bizim Fakülte'nin,öğretmen yetiştirdiğimiz Eğitim Fakültesi'nin Dekanlığı'na atanmıştı. O tarihten itibaren Her Cuma akşamı ve Pazartesi sabahı İstiklal Marşı okutup göndere bayrağımızı çektikten sonra derslere giriyorduk. Dekanımız Prof. Dr. Atıf İPEKÇİOĞLU,Işıklar Askeri Lisesi Ve Kara Harp Okulu'ndan mezundu. Milli duyguları çok yüksekti,Harp Okulu'ndan sıra arkadaşı ÇetinDoğan paşa Siirt'te o tarihte Korgeneral idi. Bize geldiğinde eşime Atatürkçü-çağdaş öğretmenler yetiştirme konusunda da destek olurdu. Eşim Atıf İpekçioğlu'nun çağdaş ve Atatürkçü öğretmenler yetiştirmek adına Diyarbakır Dicle Üniversitesinde gösterdiği çabalar duyulur. Bu girişimlerini öğrenen Uğur MUMCU "DİYARBAKIR'DA ATATÜRKÇÜ BİR DEKAN" başlıklı yazısıyla eşime destek verdi. Baba evimin bulunduğu İstanbul Sarıyer'e tatil için gittiğimizde göreve dönmeden 1-2 gün önce Cağaloğlu'nda Cumhuriyet Gazetesi'ne uğrar,Uğur MUMCU ile sohbetini yapar sonra Diyarbakır'a dönerdik. Çok iyi arkadaş olmuşlardı.Yine Uğur MUMCU gibi 24 Ocak'ta Diyarbakır Şehitlik Semti'nde (Bizim Fakülte'nin hemen arkası) korumalarıyla birlikte silahlı saldırı sonucu katledilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar OKKAN da eşimin çok yakın arkadaşı,adeta sağ koluydu.1988 Haziran ayında eşime altında "pkk generali" imzalı tehdit mektupları gelmeye başladı. Haziran ayının sonunda da sınavlar sırasında fakültemize menfur bir terör saldırısı gerçekleştirdiler.O saldırıda çok sevdiği arkadaşı olan ve "tek kişilik ordum" dediği korumasının yaralandığı sırada, dekan odasından fırlayarak korumasını içeriye almaya çalışırken, aşırı strese bağlı kalp krizi geçirerek yere yığılıyor. Ben ise o sırada B blokta sınavdaydım.Yaralı koruması ile birlikte ikisini Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırdık. 3 gün sonra İzmir Ege Üniversitesi Hastanesine uçakla getirdik. Bir hafta süren yaşam mücadelesini kaybetti. Prof. Dr. Atıf İPEKÇİOĞLU yaşama veda ettiğinde 46 yaşındaydı. Evimin çatısı başıma yıkılmıştı.Eşimi sonsuzluğa uğurladıktan sonra 15 yaşındaki oğlumu yanıma alarak, bağrıma taş basıp Diyarbakır'a görevimin başına döndüm.Yıllardır bu satırları yazmamak , acıyı tekrar yaşamamak  için hep kaçındım. Dostlarımın ısrarı üzerine bu satırların yazılmasına eşlik ettim."

FAHRİYE PEKÇİOĞLU’NUN ÖZGEÇMİŞİ

ÖĞRENİM DURUMU: İlkokulu, İstanbul Cibali İlkokulu’nu bitirdikten sonra Orta ve lise öğrenimini leyl-i meccani (Parasız yatılı) olarak İst. Kandilli Kız Lisesi’nde, Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamlamıştır. 17 yıl Diyarbakır Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi olarak görev yaparken, aynı zamanda  “TÜRK LEHÇELERİ” dalında Yüksek Lisans yapar. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi iken Rektörlüğün Kültür Danışmanı olarak Diyarbakırlı Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın evlerini Diyarbakır Valiliği ve Belediye Başkanlığının işbirliğiyle restore ettirerek müzeye dönüştürmüş ve açılış törenleri düzenlemiştir. 1991 Yılı Unesco’ya bağlı tüm ülkelerde “YUNUS EMRE VE SEVGİ” yılı olarak ilan edildiğinde Dicle Üniversitesi ve Valilik işbirliğiyle Olağanüstü Hal Bölgesi’ni adım adım dolaşarak halka ”Sevgi,barış ve hoşgörü”yü aşılamak “Yunus Emre”yi tanıtabilmek,terörün bitişine katkı sağlayabilmek için sempozyumlar,paneller, açık oturumlar düzenletmiştir. Emekli olarak Diyarbakır’dan ayrılırken de Diyarbakır Orduevi ve Kültür Sarayı’nda düzenlenen imza günlerinde tüm eserlerinin gelirini “Mehmetçik Vakfı”na bağışladığı için Kolordu Komutanlığı bir veda kokteyli düzenletmiş,Valilik de “Yılın Öğretmeni” seçmiştir. Eşi Prof.Dr. Atıf İPEKÇİOĞLU’nu Diyarbakır Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı sırasında terör saldırısı sonrası 46 yaşında kaybettiği için emekli olup, İzmir Karşıyaka’ya yerleşir. Eşinin Diyarbakır’da bırakmak zorunda kaldığı “ATATÜRKÇÜLÜK MEŞALESİ”ni İzmir’de sürdürmek için, (Atatürkçü Düşünce Derneği) ADD Merkez Şube’ye kaydolmuş, 1995 yılında da ADD Karşıyaka Şb.kurucuları arasında yer alır. 2 yıl sonra Karşıyakada evinin sokağında (1688 Sok.) Karşıyaka’nın Atatürkçü esnaflarının bağışlarıyla ADD Kız Öğrenci Yurdu’nu kurar. Fahri Müdireliğini üstlenir. Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki haftada 30 saat derslerine karşın yoğun çalışmayı göze alıp iki görevi bir arada yürütür. Daha sonra Türk Dünyası Vakıf Başkanlığı tarafından Kazakistan –Almata’da Abay Üniversitesi ve Alem Dilleri Üniversiteleri Türk Dili Bölümlerinde,Kazak Türklerine Türkiye Türkçesi öğretmek üzere görevlendirilir. Yurda dönüşte Kıbrıs-Balkanlar –Avrasya Türk Edebiyatları (KIBATEK)Derneği Genel Merkezi’ni İzmir’de kurarak 12 yıl Genel Başkanlığını yürütürken Kıbrıs’tan Balkanlara,Balkanlardan Avrasya’ya kadar Türk Dünyası’na “TÜRK DİLİ’NE HİZMET ÖDÜLLERİ“ kazanır.

ESERLERİ:

1- TÜRK Lehçeleri: Üniversitelerde okuttuğu dersin  kitabıdır.1. Basımı Dicle Üni.Eğitim Fak. Yayınlarının ilk kitabıdır. (1987 ).2. baskısı ,İleri Yayınevi  tarafından  2015 tarihinde yapılmış olup tüm kitap fuarlarında satışa sunulmuştur..

2-Yunus Emre ve Sevgi  : 1991 Yunus Emre ve Sevgi yılında Diyarbakır ve çevresinde  Yunus Emre'yi  tanıtmak,halka ,sevgi,barış ve hoşgörüyü aşılayabilmek amacıyla yazdığı bu eseri   tüm bölgeye dağıtılmıştır. 1991 ilk baskı sonrası İzmir’de 2000 ve 2013 yıllarında 2 baskı daha yapılmıştır.

3-Vurgun ve Sürgün :Bu kitabı  bazıları bestelenmiş şiirlerini kapsamaktadır.

4-Kıbrıs Balkanlar ve Avrasya'da Türk Dili  : Türk Dünyası’nda ve Türkiye’de dergilerde yayınlanmış yazılarını bir kitap halinde 2004’ te İzmir’de yayınlamıştır..

5-Türkiye ve Türkçe'nin Geleceği : İstanbul İleri Dergisi’nde yayınlanan yazılarını İleri Yayınevi  kitap haline getirerek 2015 İzmir Kitap Fuarı’ndaki imza günlerinde yazarımıza güzel bir sürpriz yapmıştır.

 

*********************

Fahriye İpekçioğlu'nun kaleme aldığı bir yazısını aşağıya aldım. Direnen ve eğitime kendini adayan bir üniversite öğretmeninin başarılarına tanık olmanın mutluluğu ile çalışkan, özverili Türk Kadını ve yurtsever bir öğretmenin satırlarında ona buradan gönderdiğim selamın sedası bu yazısı olsun. 

 

“AL GETİR İLK SEVGİLİYİ BEŞİKTAŞ’TAN“

Cahit Sıtkı TARANCI

Tarancı’nın “ABBAS”,” İLK SEVGİLİ”,  “KANDİLLİ İSKELESİ’NDE“ gibi şiirlerinde sözünü ettiği ilk ve belki de tek sevgilisi İstanbul Kandilli Kız Lisesi’nde yatılı öğrenciyken bizim Edebiyat öğretmenimiz Tomris ÖLMEZ idi. Beşiktaşlı köklü bir ailenin tek kızı olduğu,Cahit Sıtkı’nın da (kendi deyişiyle) çirkin, kısa boylu oluşu, şairliğin de meslek sayılmayışı nedeniyle de,aileden kızı istediği halde vermeyişleri her ikisinde de derin izler bırakmış olmalı ki,Tomris Hanım o yıllarda 45 yaşlarında güzel bir hanımdı ve hiç evlenmemişti. Şimdi okurları İstanbul Boğazı’nın en güzel yerinde, her penceresinden ayrı Boğaz manzarasının izlenebildiği Kandilli Kız Lisesi’nin tarihçesi hakkında da bilgilendirmek istiyorum: Sultan Abdülmecit 1856 yılında satın aldığı konağı,çok sevdiği kız kardeşi Adile Sultan’a yazlık ikametgah olarak vermek istemiş,ancak bu isteğini Sultan Abdülmecit’ten sonra tahta çıkan kardeşi Sultan Abdülaziz yerine getirmiş.1861’de Sultan Abdülaziz, eşsiz Boğaz manzarasına karşılık harap durumda olan konağı yıktırarak yerine saray yaptırmıştır. Sarayın mimarının kesin olmamakla birlikte,tarihsel araştırmalarda Hassa mimarı Sarkis Balyan ya da aynı ailedenKirkorBalyan olduğu belirtilmektedir. Osmanlı Hanedanı içinde divan sahibi tek kadın şair olarak tanınan Adile Sultan’ın Kandilli’nin imarına katkıda bulunduğu, yoksullara yardım ettiği,eğitim konularına büyük ilgi duyduğu bilinmektedir.Çok sevdiği eşini ve dört kızını kaybettikten sonra bu güzel sarayda oturmak istememiş ve 1868 yılında sarayı terk etmiştir.Adile Sultan 1901 yılında da sarayı “Maarif Nezareti” ne bağışlamış, kız okulu olarak kullanılmasını vasiyet ettikten sonra vefat etmiştir… İkinci Meşrutiyet’in “Kişi özgürlüğü ve Kadın Hakları “ nı da kapsayan reformist hareketleri arasında ilk Meclis-i Mebusan Başkanı Ahmet Rıza Bey ile,ilk kadın gazetecimiz olan kızkardeşi Selma Rıza Hanım’ın çabalarıyla Adile Sultan Sarayı bir eğitim yuvası olan Kız Mektebi’ne dönüştürülmüştür. Ali Rıza Bey, saray restorasyonu ve okula dönüştürülmesi için yardım derneklerinden ve varlıklı kişilerden bağışlar toplatmış ve piyangolar düzenletmiştir. Nihayet rüya 1916 yılında gerçekleşmiş,Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi olan “ Adile Sultan İnasMekteb-i Sultanisi “ açılmıştır. 1986 yılında Saray,bir elektrik kontağının neden olduğu bir yangın nedeniyle bir gecede harabeye dönüşmüştür.Boğaz’dan gemilerle geçerken yıllarca simsiyah sütünlara dönüşmüş okulumu gördükçe içim burkulur, anılarımızla birlikte Tomris Hanım’ın da hayalimden kayboluşuna çok üzülürdüm Sonraları Sakıp Sabancı sağlığında enkazı devralmış,sanata ve tarihe verdiği değerin nişanesi olarak KANKEV’in de uzun ve zorlu çabalarıyla yeniden hayata geçirilmiştir. Sabancı’nın deyişiyle ”Örnek bir Kültür ve Sanat Merkezi”olarak yeniden toplumumuzun hizmetine sunulmuştur. Ancak Sakıp Sabancı orayı yanmış haliyle devraldığında önce yol kenarına güzel bir okul inşa ettirerek yine Kandilli Kız Lisesi olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışlamış olması da onun eğitime verdiği değeri açıklar. Benim 1955-1961 yılları arasında bu tarihi okulda yatılı olarak geçen öğrencilik yıllarımda,prensesin kabul salonu bizim yatakhanemizdi.Yatarken tavandaki altın yaldızlı desenlere dalar giderdik. Cahit Sıtkı’nın ünlü ABBAS şiirinde “Al getir ilk sevgili’yi Beşiktaş’tan“ dediği sevgilisi Tomris Hanım ile Cahit Sıtkı’nın o büyük aşklarını konuşur, Tomris Hanım’ı sarayında dolaşan Adile Sultan’ın yerine koyar,hocamıza yaşadığı bu ölümsüz aşk nedeniyle hayran olurduk. O hayranlık bende Edebiyat sevgisini geliştirmiş ve beslemiş olmalı ki ileride edebiyatçı bir yazar olma isteğimi Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi – Türkoloji Bölümünü bitirerek gerçekleştirdim. 17 yılı Diyarbakır Eğitim Fakültesi, sonra da Dokuz Eylül Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversiteleri Eğitim Fakültelerinde Türk Dili ve Türk Edebiyatı öğretmenleri yetiştirerek dergilere yazılar yazarak, kitaplarımı bastırarak bu ideallerimi gerçekleştirdim. Sonunda Cahit Sıtkı'nın Müze evi açılışında görev almak ve açılışı gerçekleştirmek de bana kısmet oldu.Emekli olduktan ve İzmir Karşıyaka'ya yerleşmemden bu yana, her yıl İstanbul'a gider, Ada turu, boğaz turu, Adile Sultan Sarayı, Tarabya sırtlarında bulunan aile kabristanı ile Sarıyr'deki evimizi ziyaret eder, İzmir'e gönül ferahlığıyla dönerim. Okuyucularımızdan da yolu İstanbul'a düşenlerin bu eşsiz manzaralı sarayı görmelerini Tomris Hanım ile Cahit Sıtkı'nın ölümsüz aşklarını yad etmelerini isterim.

Fahriye İPEKÇİOĞLU

Eğitimci - Yazar.

 

*********************

 

Sevgili öğretmenim, Fahriye ablam, dostum, bana çok özel örnek olan yürekli Türk Kadını, bana bu güzel bilgileri verip, yazmama katkı sağladığınız için, buradan sevgiler, selamlar saygı ile size gelsin.

 

Diyarbakırda dört yıl birlikte farklı eğitim kurumlarında görev yapmışız. Birbirimizi o zaman tanıyabilseydik. Keşke sizi Diyarbakır da bulabilseydim. Birlikten güç doğardı, Bağlar semtindeki Atatürk İlköğretim Okulunda daha farklı çalışmalar yapabilirdik diye düşünüyorum. Şimdi yazın hayatıma verdiğiniz o güzel katkılar yetip artıyor. Sağolun, varolun. Diyarbakır'a verdiğimiz emekler hak edenlere helal olsun. Eşiniz, değerli ve fedakarbilim insanı Prof. Dr. Atıf İpekçioğlu, katledilen yakın arkadaşları sevgili Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan'a bin selam olsun. Üç yiğit adam geçmişimizde bize ışık oldunuz, dayanak oldunuz, minnet ve dua ile. Yıldızlar yoldaşınız, durağınız uçmağ olsun.

Anılarına saygılarımla.

 

FATMA ZEHRA KÖSELEY

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 4 = ?