Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

Derelerimizin Durumu – 4 –

Bu haber 519 kere okunmuş. 24/02/2021

Değerli dostlar, yaşam alanımızdaki güzelim derelerin yatakları, ne yazık ki pek çok katı atıklarla dolu günümüzde. Bu olumsuz durumla, hem kentsel ve hem de kırsal alanlarda fazlasıyla karşılaşıyoruz. Yağışlı mevsimlerde, bunlar suların önünde sürüklenip denize kadar gidiyorlar. Kurak mevsimlerde ise, dere yatakları yine katı atıklarla doluyor. Bunun sebepleri belli. Çöp üreterek ve düşüncesizce kirleterek yaşıyor insanlarımız. Ancak, bu alanda yerel yönetim eliyle alınması gereken tedbirlerin de, çok yetersiz olduğunu söylemek gerek. Uyarı levhaları, çöp kutuları, dere kıyılarına çekilmesi gereken çitler ve elbette ki cezai işlemler, nedense hiç uygulamaya alınmıyor. Toplumda, çevre koruma kültürünü yerleştirmek için yapılması gerekenler de oldukça eksik. Sahipsiz ve korunmasız alanlara karşı, toplum acımasızca davranıyor. Ancak neyse ki, farklı düşünen insanlarımız da var. Sonuçta, dere yatakları öyle bir duruma geliyor ki, vatandaşlar temizliği yerel yönetimden beklemekten vazgeçip, kendileri yapıyorlar. Özellikle de gençlerin bu işe el atmaları, dereleri temizlemeye başlamaları, gerçekten çok anlamlı.

Bu konuda cezai işlemlerden söz etmem, bazılarınca abartılı bulunabilir. Ancak sanırım, yaşam alanımızda bir mecburiyet haline geldi artık bu uygulama. Elbette “kirleten bedelini ödemeli” ama bu anlayış hiçbir zaman “param var, kirletirim” noktasına kadar da gitmemeli. Katı atıklarla dereleri kirletenlerin kırsal kesimde takibi, oldukça zor. Bu nedenle kırsal mahallelerde, piknik alanlarında, yapılacak cezai işlemler için muhtarların, orman idaresinin, motorlu zabıtaların ve işletme sahiplerinin yardımları istenebilir. Fakat kentsel alanda, zabıtalar artık mutlaka işlem yapmak zorundalar. Edremit’in içinde, derenin kıyılarında bir miktar uygulama yapsa zabıtalar, inanın birileri de katı atıkları dereye fırlatmaktan vazgeçeceklerdir. Çevreyi kirletenin cebi hafiflerse, mutlaka davranışları da düzelecektir. Tabii bir de sıvı atıklar var derelere boşaltılan. Doğrudan derelere akıtılan kanalizasyonlara ve yağmur sularıyla karışanlara daha önce değindim. Tekrara girmeyeceğim. Ancak bu konuda farklı bir başlık daha açmak gerekiyor. Malum, pandemi nedeniyle bu sene, kentsel alandaki inşaatların faaliyetleri durdurulmadı. İnşaat temel çalışmalarından çıkan dip sularının deşarjında ise sorunlar yaşandı. Bu hususa değinmek istiyorum. Dip suları, ne yazık ki motorlarla çekilip, yağmur suyu drenaj hatlarına veriliyor ve oradan da derelere, sonra da denize kadar ulaşıyor. Hatta yağmur suyu hatlarından,  bu simsiyah batak sularının, hem de yaz sezonunun ortasında, kumsallardan denize akıtıldığını bile gördük geçen sezon. Düşünün şimdi, bir aile dişinden tırnağından arttırıp, ilçemizin sahillerinde onbeş gün tatil yapmaya gelmişler ve tam önlerinde sahilde bir borudan çıkan simsiyah sular denize boşalıyor. Bu kirliliğin, kanalizasyon değil de dip suyu veya batak suyu olduğunu anlatabilseniz bile, bir daha bu kıyılara gelir mi bu insanlar? Tabii böyle bir durumda, akla hemen BASKİ geliyor ama sorumluluk ona değil, aslında tümüyle yerel yönetime ait. İnşaat ruhsatı veren belediyelerin, bu türden sıvı atıklar için, şikayet olduğunda harekete geçmek yerine, rutin denetimler yapması gerekmiyor mu? Peki ya kurumlar arası işbirliği, o da gerekli değil mi?

Derelere akıtılan kanalizasyonların en bilinen, hatta en “meşhur” örneği ise, Edremit Çayı’nın Çanakkale Yolu’nun altından geçtiği köprünün hemen yanında süregelen rezilliktir. Burada, 20 senedir kanalizasyon doğrudan Edremit Çayı’na akıyor. Yıllardır da bunu Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, BASKİ, DSİ 25. Bölge Müdürlüğü, Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Balıkesir Sağlık Müdürlüğü, Edremit Kaymakamlığı, Edremit Belediyesi, DSİ Edremit Şubesi ve Edremit Sağlık İlçe Müdürlüğü’nün  atanarak veya seçilerek gelmiş olan tüm yöneticileri biliyor ve izliyorlar. Dere, sonra da gidip denize akıyor. O derenin ağzından alınan "yüzme suyu" numunelerinin tahlilleri ise, yıllardır "kötü" çıkıyor. Bunu da, herkes biliyor ama hiçbir yönetici çözmüyor. İzliyoruz sadece hepbirlikte.

Edremit Çayı’nın, Demir Köprü ile Çanakkale Yolu arasında kalan yamaçlarında da durum çok kötü. Bu bölgede, derenin her iki yamacı katı atıklar, çöpler ve inşaat çıktılarıyla dolu. Kent merkezine iki adım mesafede, her gün binlerce vatandaşımızın geçtiği bu bölge, açık çöplük görünümünde. Belediye eliyle bir kez “temizlik etkinliği” yapıldı orada, vatandaşlar ve STK’lar temizlediler ama birkaç hafta içinde tekrar çöplüğe döndü. Zira burada bir tek uyarı levhası yok, derenin yamaçlarını koruma altına alacak çitleme bile yapılmamış, çöp konteynerleri yetersiz, denetim yok ve cezai işlem yapan ise zaten hiç yok. Kimse ses etmeyince, vatandaş da kendisinden öncekinin attığı çöpün yanına, elindekini bırakıyor. Böyle garip bir kent kültürü oluşturmuşuz, kendi pisliğimizi çoğaltarak ve yetkililerle birlikte izleyerek yaşayıp gidiyoruz. Yaşamakla kalmıyor, çocuklarımıza da kötü örnek oluyoruz. Dereler evet DSİ’nin sorumluluğunda; ama onun yanına belediye ve yurttaşlar da katılsa, bu hali değiştirmek için adım atamaz mıyız? Acaba mülki amirler mi önayak olmalı bu işlere?

İçiniz karardı değil mi? “Gençlerin yaptığı dere temizliği dışında, hiç mi olumlu bir adım yok?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Olmaz olur mu, o da var. Mesela geçen sene Temmuz’da yapılan “Körfez Çevre Çalıştayı” öncesinde, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi eliyle, derelerin Körfez’e döküldüğü ağızlarda temizlik işlemleri başlatılmıştı. Bir kısmı tamamlandı bunların, bir kısmı ise hala devam ediyor. Edremit Çayı ağzında da DSİ ve BASKİ'nin işbirliğiyle dere temizliği yapıldı ve yamaçlara taş duvar döşendi. Bu bölgedeki akarsuların eli yüzü açıldı, çevre biraz arındı ve yıllardır yapılmayan dip ve yamaç temizliği gerçekleşti. Edremit Çayı'nın denize döküldüğü ağızdan Hamdi Türe Köprüsü'ne kadarki yaklaşık 350 metrelik alanda, iki çayın birleştiği bölümde yapılan işler için müteşekkiriz elbette. İlçemiz ve Körfez için, taş üstüne taş koyan herkes sağ olsun. Bu uygulamada, kurumların işbirliğini görmekten de ayrıca mutluyuz. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyoruz. Fakat bu konuda bile, iki hususta çok ciddi strateji hatası yapıldığını söylemek gerek. Bunların ilki, Edremit Çayı'nı kirleten tüm faktörler için kalıcı çözümler üretilmedikçe, bu türden temizliklerle nihai bir kazanım sağlanmanın mümkün olamayacağı gerçeğidir. Emin Kuyu çöp sahası, kırsal mahallelerin kanalizasyonları, kolektörlerin havalandırma kapaklarından derelere karışan sıvı atıklar ve şehrin ortasında yıllardır dereye akıtılan kanalizasyonlar gibi temel kirleticilere çare bulunmadıkça, dere yataklarından çıkartılan yaklaşık 1.500 kamyon kirli balçığın yerine, kısa sürede yenileri gelecektir. Bu durumda ne kokudan kurtulabilir Dalyan bölgesi, ne de her sene böyle bir temizlik yapılsa bile yeterli olabilir. Bunun yerine, sebepleri tümüyle ortadan kaldırmak gerek.. İkincisi ise, bu bölgeden çıkartılan kirli balçığın, üçte birinin eski Emin Kuyu çöplüğüne atılması ve üçte ikisinin ise Dalyan’daki TDİOSB’nin tapulu arazisine dolgu malzemesi olarak boşaltılmasıdır. Dereyi kirleten, toprağı da kirletmeyecek mi? Birini temizlerken, diğerini kirletmek, hiç de doğru olmadı gerçekten. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün buradan çıkartılan balçıktan aldığı numunelerin, tahlil sonuçlarını kamuoyuna açıklaması, bu tespitimi daha da netleştirecektir.

Dostlar, derelerimizdeki kirlilik gerçeğine karşı, kalıcı çözümler sağlanması bir temel zorunluluktur. Bu konuya şimdilik ara veriyorum. Fakat ileride tekrar döneceğim elbette. Sonuç olarak, yapacağım cari tespitler şunlar: 1-) Dereler için aspirin çözüm değil, gerekli cerrahi müdahale zorunlu hale gelmiştir. 2-) Dereleri betonlaştırmak çözüm değildir. 3-) Dereler için yerel yönetim ile merkezi kurumların ilçemizdeki temsilcilerinin yan yana gelip çözüm üretmeleri şarttır. 4-) Sorunlar, eski dönemlerin “memur zihniyeti” ile çözülemeyecek kadar birikmiş durumdadır.

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

8 + 6 = ?